Toplantı Duyurusu: Avrupa Birliği Göçmenlik Programları

Garth Coates ve ekibi, Ankara Anlaşması vizelerinde, özellikle Türklere uygulanan 10 yıllık giriş yasağı uygulamasında İngiliz Yüksek Mahkemesinde kazandıkları çok önemli davalarla tanınıyorlar.

İngiltere merkezli hukuk firması Coates Global25-31 Mayıs 2018 tarihleri arasında Avrupa Birliği ülkelerinin Altın Vize ve Çifte Vatandaşlık programları ile son zamanlarda adından sıklıkla bahsedilen Ankara Anlaşması vizelerini anlatmak üzere Türkiye’ye geliyor.

İngiltere’nin tanınmış avukatlarından Garth Coates yönetimindeki Avrupa Birliği vize hukuku uzmanları etkinliklerde yer alacak. Uzmanlar arasında AB Çifte Vatandaşlık Programları ve Ankara Anlaşması uzmanı Tamer Ulay ve İngiliz Göçmenlik Hukuku ve Karayip Adaları pasaport programları uzmanı Çelemet Yener de yer alıyor.

25-31 Mayıs 2018 tarihleri arasında İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa‘da birebir özel görüşmeler şeklinde yapılacak olan özel toplantılar, kendi durumunu özel olarak görüşmek isteyen profesyoneller, yöneticiler, girişimciler ve iş insanlarına yönelik. Toplantılar 25-28/31 Mayıs tarihleri arasında İstanbul’da, 28 Mayıs’ta Bursa’da, 29 Mayıs’ta İzmir’de ve 30 Mayıs’ta Ankara’da yapılacak.

Özel toplantıların yanısıra, 26 Mayıs 2018 Cumartesi günü İstanbul Şişli Marriott otelde, en az 10 ve üstü katılımcının beklendiği seminer verilecek. Seminer boyunca Ankara Anlaşması vizeleri, Golden Visa ve Çifte vatandaşlık programları başta olmak üzere bilinen tüm popüler göçmenlik programları ekran üzerinden örnekleriyle birlikte anlatılacak ve internette bilgi kirliliğinden kaynaklanan yanlış bilgilerin doğruları açıklanacak.

Seminer dili Türkçe, özel toplantıların dili ise Türkçe ve ingilizce olacak.

Garth Coates ve ekibinin özel toplantıları ve seminer programı sınırlı sayıda davetliye açık olacak. Yurtdışı göçmenlik ve vize sisteminde bir karar almadan önce uzmanlarından doğru bilgi edinmek isteyen kişilere yönelik olan bu etkinliklere katılım ücreti seminer programında kişi başına 25 Euro, özel toplantıda ise 100 Euro.

Katılım/Kayıt

Altın Vize Portekiz’de rekor kırdı, 6 binden fazla onay çıktı

Portekiz’de Mart ayında Altın Vize (Golden Visa) başvurularında rekor kırılırken programın başlangıcından bu yana onaylanan vize sayısı da 6 bini geçti. Türk vatandaşlarının vize başvuru sayısı ise sadece Mart ayında yüzde 20 artarak büyük dikkat çekti.

Portekiz Göçmenlik ve Sınır Servisi (SEF) tarafından açıklanan rakamlara göre Mart ayında 174 ana başvuru sahibi Altın Vize için onay aldı. Bu kişilerin 320 bağımlı aile üyesin de aynı haktan yararlandı. Geçtiğimiz ay 2016 başından bu yana bir ayda en çok vizenin onaylandığı ay olarak kayıtlara geçti.

Mart ayında başvuranlar 103 milyon Euro (başvuran başına ortalama 592 bin Euro) yatırım yaptı. Bunun yüzde 90’dan fazlası gayrimenkul sektöründe gerçekleşti.

Portekiz programın başladığı Kasım 2012’den bu yana 6 bin 50 ana başvuru sahibine Altın Vize verdi. 10 bin 181 kişi de bağımlı aile üyesi olarak bundan yararlandı.

Program kapsamındaki toplam yatırım şu anda 3,7 milyar Euro’nun üzerinde.

TÜRKİYE’DEN REKOR BAŞVURU DİKKAT ÇEKTİ

Altın Vize’den yararlanan ilk beş ülke değişmedi ancak Türk vatandaşlarının bugüne kadar yaptığı toplam başvuru sayısı sadece bir ayda yüzde 20 arttı. Portekiz basınında bu olağan dışı artış oldukça dikkat çekti. Türk vatandaşlarından gelen taleplerin patlamasında Türkiye’deki siyasi ve ekonomik ortamın etkisinin olduğu yorumları yapılıyor.

2012’den beri Portekiz Altın Vize için onaylanan ilk beş ülke:

Çin: 3 bin 771
Brezilya: 522
Güney Afrika: 242
Rusya: 211
Türkiye: 188

Yıllara göre Portekiz Altın Vize onayı:

2012: 2
2013: 494
2014: 1526
2015: 766
2016: 1414
2017: 1351
2018 (İlk üç ay): 497

Altın Vize için yeni planlar yolda

Portekiz hükümeti Altın Vize’ye ilgiden oldukça memnun. Portekiz basınında çıkan haberlere göre hükümet daha fazla yatırım çekmek için Altın Vize’ye geçiş için yatırım fırsatlarını genişletmeyi planlıyor ancak henüz bu konuda detay yok.

Portekiz’de 2017’de gayrimenkul satışları yüzde 25-30 civarında artarken yabancı yatırımcılar 50 binden fazla konut satın aldı. Bu da toplam satışların dörtte birine karşılık geliyor. Gayrimenkul satışlarının artması hemen fiyatlara da yansıdı. Başkent Lizbon’da bir sene öncesine göre konutların metrekare fiyatı yüzde 37 arttı.

Portekiz en popüler Altın Vize programını yürütüyor. Hem Portekiz Parlamentosu’nda yasalaştığından hem de AB Komisyonu denetiminde olduğundan çok rağbet görüyor. Yabancı yatırımcılar ülkede gayrimenkul satın alarak belli bir süreç sonunda kalıcı oturum şansı ve AB vatandaşlığına yakalıyor.

COATES GLOBAL LİZBON’DA EN ETKİLİ FİRMA

Yüksek komisyon kaybının önüne geçebilmek için doğrudan inşaat firmaları ile çalışmayı önermesi ve bir hukuk firması olması nedeniyle gerçek değerinde yatırım olanağı arayanların en çok tercih ettiği kurum olan COATES GLOBAL, İngiltere merkezli çok uluslu bir hukuk firması. Firma son 2 yıldır Portekiz’de aktif olarak faaliyette ve Amerika’dan Çin’e yüzlerce yatırımcıya hizmet sundu.

Portekiz’de gayrimenkul alanların büyük bir çoğunluğu Altın Vize veya Vatandaşlık edinmekten daha çok paralarını daha iyi şartlarda değerlendirmek isteyen kişiler. Bir AB ülkesi olması ve ülkenin giderek gelişen ekonomisi birçok ülkeden yatırımcının dikkatini Portekiz’e çekmeye yetiyor. Zira ülkede henüz daha doymamış olan gayrimenkul sektöründe ciddi karlar elde etmek ve yüksek kira geliri edinmek mümkün.

Portekiz’de her türlü yatırım detayları ve sorularınıza cevapları Vizesiz Dünya sitemimizden bulabilirsiniz. (https://www.vizesizdunya.com/portugal)

Ankara Anlaşması: HC 510 – Paragraf 21

İçişleri Bakanlığı memurlarının karar verirken kullandıkları 16 Mart 2018 tarihli yeni yönetmelikte, Ankara Anlaşması’nda uzatım başvurusunda bulunanlara yönelik bir başka kafa karıştıran ifadeye yer verildi.

 Paragraph 21 of HC510

People admitted as visitors may apply for the consent of the Secretary of State to their establishing themselves here for the purpose of setting up in business, whether on their own account or as partners in a new or existing business. Any such application is to be considered on merits. Permission will depend on a number of factors, including evidence that the applicant will be devoting assets of his own to the business, proportional to his interest in it, that he will be able to bear his share of any liabilities the business may incur, and that his share of its profits will be sufficient to support him and any dependants. The applicant’s part in the business must not amount to disguised employment, and it must be clear that he will not have to supplement his business activities by employment for which a work permit is required. Where the applicant intends to join an existing business, accounts should be produced to establish its financial position, together with a written statement of the terms on which he is to enter into it; evidence should be sought that he will be actively concerned with its running and that there is a genuine need for his services and investment. Where the application is granted, the applicant’s stay may be extended for a period of up to 12 months, on a condition restricting his freedom to take employment. A person admitted as a businessman in the first instance may be granted an appropriate extension of stay if the conditions set out above are still satisfied at the end of the period for which he was admitted initially.’

Yukarıda tam metni verilen 1971 göçmenlik yasası HC510 – Paragraf 21’in, İngiltere’de iş kurmak üzere izin talebinde bulunacaklara yönelik olduğu tartışma götürmez. Ancak memurların önündeki yönetmelik, sadece ilk kez vizeye başvuracak olanlara değil, aynı zamanda uzatım başvurularında bulunacak olanlara da paragraf 21’in uygulanması isteniyor.

Ankara Anlaşması’nda gerçekten düzgün iş yapan ve vergisini ödeyenler için bu ifadenin sorun olmadığı iddia edilse de, orjinal yasa metninde yer alan bir ibarenin çok kişinin canını yakması muhtemel:

… ‘that there is a genuine need for his services and investment.’ – Yatırımcının hizmet ve yatırımlarına (İngiltere’de) gerçekten bir talep olmalıdır

Bir firmanın sunduğu hizmetlere İngiltere içinde talebin olması koşulu, kısaca ‘İngiltere’de iş yapmak istiyorsan, burada bulunman zorunlu olmalı’ anlamına geliyor. Sunulacak işin gereği olarak, İngiltere’de bulunması zorunlu olmayanların yasa metnindeki bu ifadeye çok dikkat etmesi gerekecek.

Son zamanlarda bu konu dile getirilerek verilen redler dikkatleri çekiyor. Memurların red gerekçelerinde, ‘işinizi yapmak için İngiltere’de bulunmanıza gerek yok. Türkiye’de kurulu bir firma üzerinden aynı hizmetleri sunmanız mümkün iken, burada iş kurmanızın gerekçesi, ticari olmaktan öte, göçmenlik amaçlı olabilir’ anlamına gelen ifadeleri kullandıkları sıklıkla gözleniyor.

Memurlara iletilen ‘başvurucunun iş ilişkileri ve müşterilerini ziyaret etme zorunluluğu nedenleriyle İngiltere’de bulunmak zorunda olduğu iletildiğinde’ verilen yanıt, ‘bu ziyaret ve iş ilişkilerinin yıllık 180 gün İngiltereyi ziyarete izin veren business visit vizeleriyle de yapılabileceği’ şeklinde oluyor.

Öyle anlaşılıyor ki, Ankara Anlaşması’nda olanların uzatım başvurularında İngiltere’de kalış nedenlerinin göçmenlik değil, ticari bir kararın getirdiği zorunluluk olduğu konusunda memurları daha ikna edici belge ve deliller sunması gerekecek.

Ankara Anlaşması: 16 Mart Değişikliği ve Aydoğdu Davası

İngiltere İçişleri Bakanlığı (Home Office) 15 Mart 2018 gece yarısı Ankara Anlaşması vizelerinde kalıcı oturumları kaldırdığını ve bu tarihten sonra yapılan kalıcı oturum başvurularının artık kabul edilmeyeceğini resmen açıkladı. Bu durum, başta Garth Coates Avukatlık Bürosu olmak üzere bazı uzmanların bir yılı aşkın sürekli dile getirdiği beklenen bir gelişme olmasına rağmen Türk toplumu tarafından şaşkınlıkla karşılandı.

Bakanlık neden bu adımı attı?

Hatırlanacağı üzere, 1 Mayıs 2017’de ilk kez bu forum sayfasında Garth Coates Avukatlık Ofisi uzmanları Aydoğdu davasına itiraz edilmediği veya karşı bir dava açılmadığı takdirde Home Office’in (İçişleri Bakanlığı) Ankara Anlaşması’ndaki kalıcı oturumları kaldıracağı uyarısında bulunmuştu. Uzmanlar bir Yüksek Mahkeme kararının uygulanmamasının İngiltere gibi hukukun üstün olduğu bir ülkede hayal bile edilemeyeceğine dikkat çekmişti. Aydoğdu davası sonrasında iki aylık itiraz süresi dolmasına karşın hiç kimse itiraz etmediği gibi, karşı dava açılması için yapılan uyarılar da maalesef ciddiye alınmamıştır.

Aydoğdu kararına karşılık Türkiye Büyükelçiliği’nin yanısıra Garth Coates ve bazı diğer avukatlık firmalarının girişimleri yeterli destek bulamamıştır. Uyarılarda bulunan uzmanlar Türk toplumunu aldatmak ve yalan söylemekle suçlanmışlardır.

Ankara Anlaşması ile İngiltere’de bulunanların büyük bir kısmı, Aydoğdu davasının tehlikesine karşı kendilerini yanlış yönlendiren uzmanların seslerine kulak vermiş, karşı dava açılması için çok değerli bir yıl heba edilmiştir.

Aradan geçen bir yıllık süreçte İngiliz İçişleri Bakanlığı hukukun gereklerini yerine getirmek için harekete geçmiş ve Aydoğdu davasında hükmedildiği üzere Ankara Anlaşması’ndaki kalıcı oturum seçeneğini kaldırmıştır.

Türk toplumundaki tartışmalara bakıldığı zamana konunun tüm boyutlarıyla anlaşılmadığı görülmektedir.

Yüksek Mahkeme kararı 8 Mart 2017’de açıklanmasına rağmen aradan geçen 1 yılı aşkın sürede hiçbir karşı dava açılmaması, Türk toplumuna hizmet veren bazı danışman ve avukatların müvekkillerini doğru yönlendirmediklerini göstermiştir.

Gelinen bu noktada sadece kendi hakkını savunmaktan başka bir şey yapmamış olan Hacer Aydoğdu ve ailesi yeni oluşan durumdan sorumlu tutulmakta ve kendileri son derece haksız çok ağır hakaretlere maruz kalmaktadır.

Hacer Aydoğdu ve ailesi haksız yere suçlanmaktadır

Hacer Aydoğdu davası öncesinde Yüksek Mahkeme’de görülen benzer davaların hepsi, istisnasız şekilde kabul edilmiş ve davayı açanların lehine sonuçlanmıştır. Hacer Aydoğdu ve ailesi, Yüksek Mahkeme’de açtıkları davanın önceki davalara göre farklı sonuçlanmasının nedeni, davayı açan avukat ve mahkemede davayı temsil eden savunmanların yetersiz olmasıdır. Dava tutanaklarına bakıldığında bunu teyit eden ifadeler rahatlıkla görülecektir.

Hacer Aydoğdu ve ailesine karşı yapılan haksız linç kampanyası içinde yer alanların nefret suçu kapsamında değerlendirilmesi söz konusu olabilir. Bunların ilerde yapacakları vize başvuruları, 1971 Göçmenlik Yasası’na göre (HC510 Paragraf 4) otomatik red edilebilir. Sosyal medyada paylaşım yapanların söylemlerine dikkat etmeleri bu anlamda çok önemlidir.

Geçen süreçte pazarlık girişimleri karşılık bulmadı

8 Mart 2017’deki Yüksek Mahkeme kararı sonrası, Garth Coates Avukatlık Ofisi; İçişleri Bakanlığı aleyhine açtığı davalarda, İçişleri Bakanlığı’nı savunan kamu avukatları ile pazarlık dahil her türlü girişimde bulunmuştur. Türkiye’nin Londra Büyükelçiliği de benzer pazarlık girişimlerinde bulunmuş ve Türk hükümeti ciddi çaba göstermiştir. Türkiye Başbakanı Binali Yıldırım’ın Temmuz 2017’deki İngiltere ziyareti sonrası daha önce askıya alınan kalıcı oturum başvuruları, yeni yönetmelik hazırlanana kadar yeniden incelenmeye alınmıştır. Bunun, Başbakan Yıldırım’ın yaptığı görüşmeler neticesinde gerçekleştiği düşünülmektedir.

Başvurular mutlaka yeni başvuru formu ile yapılmalıdır

Bazı danışmanlar, başvuru formu değiştirildikten 21 gün sonrasına kadar eski başvuru formlarının kullanılabileceği düzenlemesinden hareket ederek, müvekkillerine eski başvuru formları ile başvurup kalıcı oturum talep edebilecekleri yönünde telkinlerde bulundukları anlaşılmaktadır. 21 günlük form değişikliği düzenlemesi, her ne kadar doğru ise de Ankara Anlaşması’nda gelinen bu son noktada geçersizdir. Bu telkinlerde bulunanların İçişleri Bakanlığı’nın 16 Mart sabahı yaptığı açıklamayı halen tam olarak anlayamadıklarını göstermektedir.

Bakanlık açıklamasındaki şu ifade çok önemlidir:

No new ECAA ILR applications will be accepted on or after 16 March 2018. Any ECAA settlement applications postmarked prior to 16 March will be processed under the same terms as before.

Açıklama, 16 Mart 2018 ve sonrasında postaya verilen tüm başvuruların kalıcı oturum incelemesi kapsamında değerlendirilmeyeceğini açıkça belirtmektedir. Ayrıca, yeni başvuruların 03/2018 tarihli formlarla yapılması istenmektedir. Eski başvuru formları ile yapılacak başvuruların geçersiz bulunması halinde, başvuran kişinin ‘overstayer’ yani illegal olması söz konusudur, dolayısıyla ileride 10 yıllık süreç üzerinden kalıcı oturum alması ciddi olarak tehlikeye düşebilir.

Medyadaki yanlış haberler

Bazı basın yayın organlarında Ankara Anlaşması’nın son bulduğu şeklinde çıkan haberler asılsızdır. İngiltere, Avrupa Birliği’nden resmen ayrılacağı tarihe kadar Ankara Anlaşması’ndan doğan yükümlülüklerini yerine getirmek zorundadır ve Ankara Anlaşması’nın kalkması en erken Mart 2019’a kadar söz konusu değildir.

Ankara Anlaşması’na ilk başvurularda ve uzatım başvurularında herhangi bir sorun yaşanmamaktadır.

Bu karar Brexit ile ilgili değil

İçişleri Bakanlığı’nın son uygulamasının kesinlikle Brexit ile hiç bir ilgisi yoktur.

Bu Yüksek Mahkeme kararı, Brexit’den dolayı doğacak çok daha ciddi bir tehlikeyi gölgelememeli ve Türk toplumu gelmekte olan Brexit sürecinin tehlikelerine şimdiden hazırlanmalıdır.

Teşhisi doğru koymadan sorunu çözmek mümkün değildir

Yeni uygulama sonrası Ankara Anlaşması vizesi ile iş yapan Türk toplumunda büyük bir endişe yaşandığı görülmektedir. Ancak yapılan yorum, çağrı ve girişimlerin sonuç odaklı ve gerçekçi olmaktan çok uzak olduğunu görülüyor.

Change.Org ve Parlamentoda’da açılan imza kampanyalarında kullanılan dil hatalı ve içerik hukuki temelden yoksundur. Kullanılan ifadeler yanlıştır, hukuki karşılığı yoktur. Kampanyalar işinde uzman kişilerce yazılmalıdır.

Elbette farkındalık yaratmak için yapılan protesto gösterileri sivil toplumun bir gereği olmakla birlikte yasaların ve mahkeme kararlarının siyasetin üstünde olduğunu ve herkesi bağlayacağını hatırlatmak isteriz. Gösteri ve yürüyüşler konunun gündeme gelmesini sağlayacaktır ancak aslolan bağlayıcı mahkeme kararıdır. Bundan dolayı yapılacak girişimlerde öncelik kesinlikle hukuk zemininde olmalıdır.

Hukuki süreç kolektif olmalıdır

Ankara Anlaşması’ndan yararlananların ayrı ayrı dava açmaları süreci uzatacağı gibi maliyeti de astronomik boyutlara taşıyacaktır.

Doğru olan HSMP davasında olduğu gibi, kurumsallaşmak ve bu kurum üzerinden kolektif hareket ederek dava açmaktır. Ancak yeni bir dava açılmadan önce sürecin en az 2 yıl sürebileceği göz önüne alınmalıdır. Brexit tehlikesi altındaki Türk toplumunun bu kadar zamanı olduğunu düşünmüyoruz.

Aydoğdu davasından bugüne kadar geçen çok değerli 1 yılı herhangi bir girişimde bulunmadan heba eden Türk toplumunun Brexit tehlikesinden dolayı artık kaybedecek daha fazla zamanı yoktur.

Buna rağmen dava açılması bir zorunluluktur. Ancak bu hukuki girişimler devam ederken tam 2 yıldır hukuk zemininde mücadelesi devam eden mevcut Çiçekli davası desteklenmelidir. Zira, Çiçekli davasında birçok yol alınmış ve artık sonuçlanma aşamasına gelinmiştir. Bu davanın, yeni açılacak bir davadan daha önce sonuçlanacağı açıktır.

Çiçekli davası dışında açılması zorunluluk olan yeni davanın, sadece Aydoğdu davasının sonucunun iptali değil; aynı zamanda ‘Legitimate Expectation’ (Meşru Beklenti) üzerinden yürümesinin büyük yarar sağlayacağı düşüncesindeyiz.

Yeni yönetmelik beklentisi

İçişleri Bakanlığı’dan gelen bilgiler, Ankara Anlaşması’ndan yararlananların 4 yerine 5 yılda kalıcı oturuma başvurabileceğine işaret etmektedir. Bu sadece bir yıllık gecikme anlamına gelmekte ve Ankara Anlaşması’ndan yararlananların ciddi endişe taşımalarına gerek olmadığı sonucunu doğurmaktadır.

Ancak, Brexit nedeniyle, Ankara Anlaşması’nda bulunanların Mart 2019’dan sonra geçersiz vize türünde oldukları iddiasıyla sadece kalıcı oturum değil, aynı zamanda normal 3 yıllık uzatım başvuruları da tehlikeye düşebilir. Böyle bir tehlikeye karşı, sadece Çiçekli davasının desteklenmesi yeterli değildir, aynı zamanda Legitimate Expectation (Meşru Beklenti) üzerinden yeni dava açılması zorunluluktur. Böyle bir davanın kazanılmasının, Brexit sonrası tehlikelerden Ankara Anlaşması’nda olan Türk toplumunu koruyacağını düşünmekteyiz.

Kazanılmış hak söylemleri gerçek değil

Legitimate Expectation (Meşru Beklenti) ile Retained Rights (Kazanılmış Haklar) yani Ankara Anlaşması’ndan yararlananlarınileride kalıcı oturum alma beklentisi ile bu beklentinin şimdiden kazanılmış hak olması birbirine karıştırılmaktadır. Ankara Anlaşması’na başvuranların ileride kazanılmış hak elde edecekleri iddiası gerçek değildir.

Bununla birlikte ‘legitimate expectation’ yani verilmiş söz ve mevcut duruma göre yapılmış başvurular sonrasında oluşan beklentilerin, mahkemelerde olumlu sonuçlanması mümkündür. (Örneğin: 3 yıllık uzatıma başvuranlara verilen onay yazılarındaki ifadeler veya mağdurların ilk başvuruları esnasında yürürlükte olan yönetmelikteki maddeler, mahkemelerde ‘legitimate expectation’ olarak algılanabilir)

Çiçekli Davası

Aydoğdu davası ile çok büyük ölçüde benzeyen ve 23 Mayıs 2018’de görülecek Çiçekli davası kısa vadede önemli bir fırsattır. Dava birkaç defa Aydoğdu davası nedeniyle ret edilmesine rağmen yapılan itirazlar sonucunda davaya bakan son Yüksek Mahkeme hâkimi, Aydoğdu davasına rağmen Çiçekli davasının ara duruşmasının yapılmasına onay vermiştir. Ara mahkeme sonucunda davanın Yüksek Mahkeme’de görülme ihtimali bulunmaktadır ancak çok güçlü bir hazırlık ve savunma gerekmektedir.

Garth Coates Avukatlık Ofisi’nin durumu

Garth Coates avukatları, Aydoğdu davası veya Ankara Anlaşması ile ilgili hiçbir dava içinde yer almayacaktır. Bu son açıklamamız sadece sosyal sorumluluk olarak değerlendirilmelidir.

Çiçekli davası Aydoğdu davasından önce alındığı için Garth Coates avukatları sadece bu dava üzerinde çalışmaya devam edecektir.

Özel Toplantı Duyurusu (Londra): Ankara Anlaşması’nda Son Durum ve ILR hakkı

BU SEMINERIMIZ ILERI BIR TARIHE ERTELENMISTIR. GELEN TALEP UZERINE WEBINAR SEKLINDE SEMINER YAPILMAYA CALISILACAKTIR.

ÖNEMLİ DUYURU: Ankara Anlaşması’nda kalıcı oturum hakkının kaldırılması hakkında özel toplantı

Hatırlanacağı üzere, 1 Mayıs 2017’de ilk kez bu blog sitesinde Aydoğdu Davası ve kalıcı oturumların kaldırılacağı bildirilmişti. Maalesef, İngiltere İçişleri Bakanlığı, 16 Mart 2018’e kadar beklemesine karşın, Aydoğdu davasına itiraz olmaması ve karşı dava açılmaması üzerine gerekli hukuki adımları atmak zorunda kaldı ve Ankara Anlaşması’nda kalıcı oturumlar kaldırıldı.

İçişleri Bakanlığı’nın bu son kararı şüphesiz binlerce Türk vatandaşını ilgilendiriyor. İngiltere İçişleri Bakanlığı’nda üst düzey görevlerde bulunmuş Garth Coates ve ekibi tarafından aylar öncesinden uyarı yapılmasına karşın, Home Office’in aldığı bu son karar Türk toplumunca büyük bir şaşkınlık ve endişeyle karşılanmıştır. Türk toplumunu haklı olarak endişeye sevk eden bu kararın gerekçelerini anlatmak, Ankara Anlaşması’nda olanların neler yapabileceği konusunda onlara fikir vermek ve daha da önemlisi bundan sonra atılması gereken adımlarla ilgili olarak özel bir toplantı yapmaya karar vermiş bulunuyoruz.

Toplantı, konunun aciliyeti nedeniyle en kısa sürede, muhtemelen bu Cumartesi  11:00 – 13:00 saatleri arasında yapılacaktır. Katılımcı sayısı henüz belli olmadığı için toplantı yeri daha sonra bildirilecektir. Toplantının erken saatte yapılmasının nedeni, bir başka gönüllü inisiyatifi tarafından bu Cumartesi günü 14:00 – 16:00 saatleri arasında Deptford Londra’da yapılacak olan toplantıyla çakışmayı engellemek ve isteyenlerin her iki toplantıya da katılmasını teşvik etmektir.

Ankara Anlaşması’nın geleceğinin anlatılacağı bu özel toplantıya tüm Garth Coates müvekkilerinin katılımını önemle tavsiye ediyoruz.

Toplantı salon kira ücreti katılımcılar tarafından karşılanacaktır. Katılımcı sayısı ve toplantı salonunun özelliklerine bağlı olarak salon kira ücreti katılımcı başına £15 ile £30 arasında değişebilir. 

İlgilenenlerin seminer@garthcoates.com e-posta adresine şu bilgilerle birlikte başvurmalarını önemle rica ederiz.

SEMINERIMIZ ILERI BIR TARIHE ERTELENMISTIR. YENI TARIH VE SEMINER SEKLI BU BLOG SAYFASINDA YAYINLANACAKTIR.

ADINIZ SOYADINIZ:
İNGİLTERE CEP TELEFONUNUZ:
EPOSTA ADRESİNİZ:
ANKARA ANLAŞMASI İLK VİZENİZİN ONAY TARİHİ:
GARTH COATES AVUKATLIK FİRMASI MÜVEKKİLİ OLUP OLMADIĞINIZ:

Ankara Anlaşması: Yeni Yönetmelik Yayınlandı

Ankara Anlaşmasında kalıcı oturumu kaldıran 16 Mart 2018 tarihli bakanlık kararından sonra, bu sabah erken saatlerde yeni yönetmelik de yayınlandı. Yeni yönetmelikte kalıcı oturum başvurularının artık kabul edilmeyeceğinin altı çiziliyor ancak 16 Mart 2018’den önce kalıcı oturum için başvurmuş olanların başvurularının değerlendirileceği belirtiliyor.

Yönetmelikte ayrıca eş ve çocukların durumları, 1971 göçmenlik yasası HC 510 paragraf 4 te belirtilen iyi hal durumu ile ilgili memurların karar verme mekanizmasını güçlendirecek detaylara da yer veriliyor.

Her ne kadar bazı hukukçu veya danışmanlarca şaşırtıcı veya beklenmeyen bir değişiklik olarak görülse de, Türk toplumunda büyük hayal kırıklığı yaratan bu değişiklik, aslında son bir yıldır beklenen ve hatta İçişleri Bakanlığı tarafından itiraz yapılması için bilerek geciktirilen bir gelişmeydi. Aydoğdu davasına karşı hiç bir tepki ve itirazın yapılmaması sonucu İçişleri Bakanlığı’nın zorunlu olarak attığı bu hukuki adım, İngiltere’deki Türk toplumunun tüm uyarılara duyarsız kalmasının bir sonucu olarak yorumlanabilir.

Yeni yönetmelik ve Ankara Anlaşması’ndaki bu son gelişme hakkında detaylı açıklama, yakında vizesizdünya blog sitesinde  yapılacaktır.

Bu son değişiklikten daha önemli bir başka muhtemel gelişme hakkında Garth Coates Avukatlık firması, mevcut müvekkilleri için özel bir seminer düzenleyecektir. Bu seminer duyurusu daha sonra ayrıca yapılacaktır.

Ankara Anlaşması vize formu güncellendi; kalıcı oturum başvurusu kaldırıldı

İlk kez dün Garth Coates’in blog sayfası Vizesiz Dünya’nın duyurduğu  Ankara Anlaşması vizelerinde kalıcı oturum kuralı değişeceği haberi İngiltere İçişleri Bakanlığı’nın başvuru formunu gece geç saatlerde güncellemesiyle doğrulandı. Yenilenen formda “kalıcı oturum” seçeneği kaldırıldı. Form güncellenmeden önce 15 Mart 2018 dahil olmak üzere başvurusunu yapanlar bu değişiklikten etkilenmeyecek.

İçişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada “16 Mart 2018 ve sonrasında yeni kalıcı oturum (ILR) başvuruları kabul edilmeyecektir. 15 Mart ve öncesinde yapılan başvurular aynı kurallara göre işlem görecek” denildi.

Peki Türk vatandaşları bundan sonra ne yapacak? Ankara Anlaşması kapsamında 4 yıl İngiltere’de yaşayanlar ve vizeleri sona erenler şu aşamada 3 yıl uzatmaya başvuracak. Bakanlığın açıklamasında “Türk iş insanları ve onlara bağımlı kimseler gerekli şartları yerine getirmeleri durumunda eğer isterlerse 3 yıla kadar varan uzatmaya başvurabilecekler.” denildi.

Bugünden itibaren başvurularda 3 yıllık yeni uzatma verilecek. Beklentilerimize göre 5. Yılını tamamlayanlar isterlerse kalıcı oturuma başvurabilecek. Bu konuda inisiyatif başvuranda olacak. Dilerse kalıcı oturma başvurmayıp işini devam ettirmesi durumunda vizesini her 3 yılda bir uzatabilecek.

YENİ YÖNETMELİKTE ŞARTLAR AÇIKLANACAK

İşişleri Bakanlığı “Ankara Anlaşması kapsamındaki mevcut Türk iş insanları için yeni bir Kalıcı Oturum (ILR) kategorisi uygulamaya koyacağız. Bu kategorinin şartları ayrıca belirlenecek ancak bu, Birleşik Krallık’a yerleşmek isteyen diğer kişiler için geçerli [vize] kuralları ile uyumlu olacak.” ifadesi kullanıldı.

İngiltere İçişleri Bakanlığı Yüksek Mahkeme’nin geçtiğimiz yıl Mart ayındaki kararını, temyize gidilebileceği düşüncesiyle hemen uygulamaya almadı. Ancak aradan geçen bir seneyi aşkın sürede, Garth Coates forum sitesinde yapılan tüm uyarılara rağmen hiç bir karşı dava açılmadığı gibi Aydoğdu davasına da hiç bir itiraz yapılmadı.

Ankara Anlaşması olanlara kalıcı oturum için TIER 1 Girişimci Vizesi’nde (Entrepreneur) olan kalıcı oturum kuralının getirilmesi bekleniyor.

İŞTE BEKLENEN YENİ ŞARTLAR

Bu önemli gelişmeyi ilk duyuran Garth Coates Avukatlarının yeni yönetmeliğe ilişkin beklentileri ise şöyle:

  • Her yıl en az 180 gün İngiltere’de yaşama kuralı. Bu kural Ankara Anlaşması’nda yoktu. Kalıcı oturum için bu yeni bir şart haline gelebilir.
  • Life in the UK testi zorunluluğu
  • İngilizce B2 düzey testi
  • Ailedeki her kişi için ayrı ayrı olmak üzere kişi başına yaklaşık 2-3 bin sterlin başvuru ücreti

Yukarıdaki kurallara ek olarak, TIER 1 vizesinde aranılan diğer koşulların istenmesi beklenmiyor. Örneğin: En az iki İngiliz vatandaşının işyerinde çalıştırılıyor olması ve 200 bin sterlin sermayeli bir iş kurulmuş olması. Bu kuralların Ankara Anlaşması’nda olanların ciddi itirazlarına neden olacağı için getirilecek yeni düzenlemede yer alması beklenmiyor.

Yüksek Mahkeme kararı sorasında kalıcı oturumun kaldırılacağı şeklinde daha önce defalarca bu forum sayfalarında yayınlanan makalelere ve Ankara Anlaşması’nda olanların örgütlenerek karşı dava açmaları gerektiği tavsiyelerine rağmen İngiltere’deki Türk toplumunda ciddi bir dayanışma oluşmamıştı. Aydoğdu Davası için Bakanlık 1 yıldan fazla süre bekledi ancak bir itiraz davası açılmayınca Yüksek Mahkeme’nin kararını uygulamaya koydu. Bu süreçte Türk toplumu arasındaki dayanışma eksikliğinin yanı sıra bazı göçmenlik danışmanlarının ve avukatların yanlış yönlendirmelerinin bu sonuçta büyük ihmali olduğu belirtiliyor.

Ankara Anlaşması vizelerinde kalıcı oturum kuralı değişiyor

İngiltere İçişleri Bakanlığı Yüksek Mahkeme’nin geçtiğimiz yıl Mart ayındaki kararına uymak üzere harekete geçti. Ankara Anlaşması vizelerindeki kalıcı oturum kaldırılıp bunun yerine TIER 1 Girişimci Vizesi’nde (Entrepreneur) olan kalıcı oturum kuralının getirilmesi bekleniyor.

Aydoğdu davası olarak bilinen ve 8 Mart 2017’de Ankara Anlaşması vizelerinde kalıcı oturumu kaldıran Yüksek Mahkeme kararı sonrasında İçişleri Bakanlığı kalıcı oturum başvurularını incelemeyi durdurmuş; ancak yasal süre olan 2 ay içinde yönetmelik değişikliğini gerçekleştirememişti. Bunun üzerine Ağustos başında Ankara Anlaşmasında kalıcı oturum başvuruları incelemeye alınmaya başlanmıştı.

Yüksek Mahkeme kararı sonrasında kalıcı oturumun kaldırılacağı şeklinde daha önce defalarca bu forum sayfalarında yayınlanan makalelere ve Ankara Anlaşması’nda olanların örgütlenerek karşı dava açmaları gerektiği tavsiyelerine rağmen İngiltere’deki Türk toplumunda ciddi bir dayanışma oluşmamıştı. Adli Gözden Geçirme (Judicial Review) davalarına bakan Yüksek Mahkeme kararları bağlayıcı değil. Ancak geleneksel İngiliz yargı sisteminde şimdiye kadar JR – Adli Gözden Geçirme davalarının kararlarına hep uyulmuş ve gereken yapılmıştı.

Yeni düzenlemede ülkede minimum kalış süresi ve dil bilme zorunluğu gibi yeni şartların yanısıra kalıcı oturum için en az 5 yıl beklenmesi gerekeceği tahmin ediliyor.

“Sahibinden Satılık Vatandaşlık”: Avrupa’da Altın Vize pazarı 12 milyar Euro’ya dayandı

Her bütçeye göre “satılık vatandaşlık” bulmak mümkün. 40 bin Euro’dan başlayan vatandaşlıklar 2 milyon Euro’ya kadar çıkıyor. En değerli vatandaşlıkların başında ise şüphesiz Avrupa Birliği ülkelerinde serbest dolaşım ve çalışma izni kazandıran AB pasaportu geliyor. Birçok Avrupa ülkesi yatırımcı çekmek için vatandaşlık programları yürütüyor. Gayrimenkul yatırımı karşılığında oturum ve vatandaşlık hakkı getiren “Altın Vize”ye ilgi giderek artıyor. “Vatandaşlık satışı” büyük bir endüstri haline gelirken Avrupa’daki “Altın Vize” (Golden Visa) pazarı 12 milyar Euro’ya kadar yükselmiş durumda.

2008’deki ekonomik kriz birçok Avrupa ülkesini derinden etkilerken hükümetler çıkış yolu farklı formüllere başvurmuştu. Bunlardan birisi de yatırımcı çekmek için cazip oturum ve vatandaşlık şartları sunmaktı.  Şartları ülkeden ülkeye farklılık gösteren Altın Vize belirli bir limitin üstünde konut satın alanlara önce oturum ve sonra da AB vatandaşlığının yolunu açıyor.

En popüler Altın Vize programı olarak Portekiz dikkat çekiyor. Portekiz şu ana kadar Altın Vize ile son beş yılda 3,5 milyar Euro’dan fazla yatırım çekti. Bunların neredeyse tamamına yakını gayrimenkul satışı üzerinden geldi.

Vatandaşlık yarışında oldukça küçük ülkeler olmalarına rağmen Kıbrıs ve Malta’nın performansı da çok dikkat çekiyor. Kıbrıs’ın da bu süreçte yaklaşık 4 milyar Euro ile en fazla yatırım toplayan ülke olduğu görülüyor. Kıbrıs özellikle lüks konut satışıyla öne çıkıyor. Malta ise bu yolla yaklaşık 0,6 milyar Euro yatırım topladı. Son dönemde büyük bir çıkış yakalayan Yunanistan’ın bu pastadan aldığı pay 1,5 milyar Euro. İspanya ise Altın Vize ile yaklaşık 2 milyar Euro yatırım çekti. Bu beş ülkenin son beş yılda topladığı toplam Altın Vize yatırımı 12 milyar dolara dayanmış durumda.

ÇİN’İN ALTIN VİZE YATIRIMI 24 MİLYAR DOLAR

Peki “sahibinden satılık vatandaşlık” sadece Avrupa’da mı var? Hayır, neredeyse dünyanın her yerinde çeşitli şartlarda yatırım karşılığında oturum ve vatandaşlık almak mümkün. Sadece Çinlilerin son 10 yılda Altın Vize programları ile yaptığı yatırım 24 milyar dolar. ABD’de harcanan miktar ise 7,7 milyar dolar.

EN PRESTIJLI VATANDAŞLIK PROGRAMI: MALTA

Malta vatandaşlığı ortalama 750 bin Euro bağış ve masraf gerektiriyor ancak neredeyse tüm gelişmiş ülkelere vizesiz seyahat olanağı vermesinin yanısıra, tüm Avrupa Birliği ülkelerinde tam serbest dolaşım hakkı da veriyor. Bu özelliği sayesinde, Malta vatandaşlığı dünyanın en çok tercih edilen vatandaşlık programı olmuştur.

Malta vatandaşlığı hakkında detaylı bilgi https://www.vizesizdunya.com/malta  adresinden edinilebilir.

İtalya yatırımcılar için Altın Vize programı başlattı

Avrupa ülkeleri yatırımcı çekmek için birbiriyle yarışırken son olarak İtalya da Altın Vize programı başlattı. İtalya’nın başlattığı program diğer ülkelerin aksine gayrimenkul satın alınmasını değil; ticari yatırımları kapsıyor. Sürekli oturum ve vatandaşlık ise diğer ülkelere göre oldukça dezavantajlı. Vatandaşlık ancak 10 yıl İtalya’da ikamet ettikten sonra mümkün.

Portekiz, İspanya, Yunanistan, Malta, Kıbrıs ve Letonya gibi Avrupa ülkeleri arasında oldukça yaygın olan Altın Vize kulübünün son üyesi İtalya oldu. “İtalya için Yatırımcı Vizesi” olarak bilinen İtalya Altın Vize programı, Aralık 2017’de Ekonomik Kalkınma Bakanlığı tarafından resmi olarak başlatıldı.

İtalya şimdi İtalyan ekonomisi ve toplumu için stratejik varlıklara yatırım yapmayı tercih AB vatandaşı olmayanlar için 2 yıllık Altın Vize (başka bir ifadeyle Yatırımcı Vizesi) sunuyor.

İtalya, Euro bölgesinde 3. büyük ekonomi; dünyada ise 8. en büyük ekonomi. İtalya’nın Gayrisafi yurt içi hasılası (GSYİH) yaklaşık 2 trilyon dolardır. İtalya, Schengen bölgesinde yatırımcılara vizesiz hareketi sağlayan bir Schengen Anlaşması’nın üyesi.

YATIRIM KOŞULLARI

İtalyan Altın Vizesi’nden yararlanmak için yatırım minimum değerleri şöyle: ·

  • İtalyan yeni buluş ve teknojik alandaki start up ​​şirketinde 500 bin Euro
  • İtalyan limited şirketinde 1 milyon Euro
  • İnsani yardım girişiminde 1 milyon Euro
  • İtalyan devlet tahvillerinde 2 milyon Euro

Yatırımcı vizesi başlangıçta iki yıl geçerli olacak. İzin, İtalya’ya giriş tarihinden itibaren iki yıl geçerli. İki yıllık oturma izni, daha sonra üç yıllık dönem için yenilenebilir ancak yatırım, ikamet izni boyunca için sürdürülmelidir. Nasıl başvurulur?   Yatırımcı vizenizi elde etmek için önce İtalya Yatırımcı Vizesi Komitesi (IV4I) tarafından çevrimiçi olarak piyasaya sürülecek bir Nulla Osta’ya (engeli belgesi) ihtiyacınız var. Daha sonra, ikamet ettiğiniz ülkedeki İtalyan temsilciliğine başvurarak 2 yıllık yatırımcı vizesi başvurusunda bulunabilirsiniz.

SÜREKLİ OTURUM VE VATANDAŞLIK İtalya’da sürekli oturma izni “carta di soggiorno”, yasal olarak ve sürekli olarak beş yıldır İtalya’da ikamet ettikten sonra mümkün. İtalyan Vatandaşlığı ise yasal olarak 10 yıldır İtalya’da ikamet ettikten sonra edinilebilir.

İtalyan makamları yatırımcı çekmek için aşağıdaki mesajları veriyor:

  • İtalya dünyanın en iyi ekonomi ve pazarlarından biri.
  • İtalya, küresel pazarları birbirine bağlayan stratejik bir lojistik merkezi
  • İtalya, AB’nin kurucu üyelerinden biridir ve Schengen Bölgesi’ne dahildir.
  • İtalya imalat ve ihracatta anahtar bir küresel oyuncu
  • İtalya, son derece rekabetçi bir makine sektörüne ve güçlü bir ‘Made in Italy’ markasına sahiptir
  • İtalya AR-GE ve yenilik konusunda mükemmellik sunar
  • İtalya nitelikli ve rekabetçi bir işgücüne sahiptir
  • İtalya benzersiz bir kültürel teklif ve ülke markasıdır
  • İtalya, rekabetçiliği artırmak için güçlü bir politika ve teşvikler seti sunmakta.