Avrupa’da yatırım yapmadan oturum izni (Golden Residency) programları İstanbul’da tanıtılacak

Avrupa Birliği ülkelerinde ciddi paralarla yatırım yapmadan, gayrimenkul satın almadan ve iş kurmadan oturum izni almak ve hatta AB vatandaşlığı edinmek mümkün.

Başta Portekiz, Yunanistan ve İspanya olmak üzere bir çok Avrupa Birliği ülkesinde, Türk Vatandaşlarına AB mevzuatından kaynaklanan özel ayrıcalıklar söz konusu. İlgili mevzuat ve bazı AB ülkelerinin yerel yasalarından kaynaklanan bu haklar arasında, Ankara Anlaşması olarak bilinen iş kurma vizelerinin yanısıra, Türkiye’de neredeyse pek bilinmeyen Golden Residency (Altın Oturum) vizeleri de yer alıyor.

İngiltere merkezli çok uluslu hukuk firması Coates Global, AB mevzuatı çerçevesinde Türk vatandaşlarına sağlanan kolaylıkları ve Türkiye’de yeterince tanınmayan Altın Oturum (Yatırım yapmadan oturum izni) programlarını tanıtmak üzere 1-5 Aralık 2018 İstanbul’a geliyor.

Düzenlenecek toplantılarda Altın Oturum (Golden Residency) yanısıra gayrimenkul satın alarak kazanılan Altın Vize (Golden Visa) ve Çifte Vatandaşlık programları ile son zamanların popüler vizelerinden olan Ankara Anlaşması vizeleride anlatılacak.

Golden Residency (Altın Oturum) nedir?

Golden Residency, bir AB ülkesinde yaşamayı düşünen Türk vatandaşlarına, düşük yatırımlarla ve hatta yatırım yapmadan oturum hakkı veriyor. AB mevzuatından kaynaklanan haklar sadece AB vatandaşlarını ve Türk vatandaşlarını kapsarken, yerel yasalardan kaynaklanan benzer haklar ise, tüm dünya vatandaşlarına yönelik uygulanabiliyor.

Hangi ülkelerde geçerli?

Golden Residency, neredeyse tüm AB ülkelerinde geçerli olan bir program olmasına karşın, en çok ilgi çeken ülkeler Portekiz, Yunanistan ve İspanya.

Aranılan Koşullar neler?

Ülkesine, başvuran kişinin özelliklerine ve başvuru amaçlarına göre Golden Residency programının başvuru koşulları farklılık gösterebiliyor. Ancak en temel koşullardan olan maddi yeterlilik koşulu her ülkede mevcut. Bir başka ifade ile, maaş dışında aylık en az 750 Euro civarında garanti gelir olması veya en az 50 bin Euro nakit paraya sahip olunması veya (iş kuracaklar için) yapılacak işin gereklerini yerine getirecek kadar sermayeye ve bilgi birikimine veya eğitime sahip olunması gerekiyor.

Golden Residency’de kalıcı oturum izni ve vatandaşlık mümkün müdür?

Golden Residency programında, kalıcı oturum ve/veya vatandaşlık başvurusunda bulunmak mümkün. Ancak süreçler farklı olabiliyor. Örneğin Golden Residency ile Portekiz’de 5 yıl, İspanya’da 10 yıl ve Yunanistan’da ise 12 yıl içinde vatandaşlık başvurusunda bulunulabiliyor.

Golden Residency ile Golden Visa arasındaki fark nedir?

Golden Visa olarak adlandırılan oturum izni programında, minimum değeri en az 250 bin ile 500 bin Euro arasında değişen fiyatlarla bir gayrimenkul almak zorunlu. Ancak, Golden Residency’de oldukça düşük maliyetlerle yatırım yaparak, hatta herhangi bir yatırım yapmadan oturum izni almak mümkün oluyor. Örneğin, yatırım maliyetleri bazı ülkelerde 500 bin Euro yerine 100 bin Euro’ya kadar düşüyor veya bazı ülkelerde sadece ev kiralamak yeterli olabiliyor.

Golden Residency programının yatırım anlamında ciddi avantajları olmasına karşın, Golden Visa ile kıyaslandığında bazı dezavantajları da var. Örneğin, Golden Visa’da oturum izni alındıktan sonra gidilen ülkede yaşama zorunluluğu bulunmuyorken, Golden Residency’de yılda 4 ay ile 6 ay arasında yaşama zorunluluğu bulunuyor.

Bir başka ifade ile oturum izni alınacak ülkede yaşamayı düşünen veya en azından yılın 4 ile 6 ayını yaşayarak değerlendirmeyi düşünenler için Golden Residency ideal bir seçenek olabilir.

Oturum izninin aldığı ülkede yaşayamayacak durumda olanlara ise Golden Visa programı daha uygun olacaktır, zira Golden Visa programında ülkede yaşama zorunluluğu yılda en fazla 7 gün.

Coates Global İstanbul’a geliyor

Bu yılın son seminer ve özel toplantıları, Coates Global’ın İngiltere, Portekiz ve Yunanistan ofislerinden avukat ve danışmanların katılımıyla, 1-5 Aralık 2018 tarihleri arasında İstanbul’da yapılacak. Uzmanlarından hukuki bilgilerin verileceği bu toplantılara katılım ücretli olup, toplantılar sınırlı sayıda kişiye açık olacak.

En az 10 kişilik seminer grubuna katılmak isteyenler için katılım ücreti 30 Euro iken, özel birebir toplantılara katılmak için 100 Euro ödenmesi gerekecek.

Seminer ve toplantılara katılım davetiyeleri EVENTBRITE websitesinden edinilebilir.

https://www.eventbrite.co.uk/e/avrupa-birligi-altn-vize-altn-oturum-ve-cifte-vatandaslk-programlar-tickets-52450882000

 

Portekiz ve Yunanistan’dan Altın Fırsat: Yatırım yapmadan oturum izni

Portekiz ve Yunanistan’da ev almadan oturum izni ve hatta çifte vatandaşlık edinmek mümkün olacak. 

Tamamen AB göçmenlik hukuku uzmanlarından oluşan İngiltere merkezli Coates Global firması, Portekiz ve Yunanistan’da yüksek rakamlara konut almadan da oturum izni sağlayan farklı vize programlarında Türk vatandaşlarına destek vereceklerini açıkladılar.

Golden Residency – Altın Oturum olarak adlandırılan yeni programda, ortalama 50 bin Euro nakit parası olanlar ile yaklaşık 100 bin Euro değerinde konut alabilecek durumda olanlar Portekiz ve Yunanistan’dan oturum izni alabilecek.

Coates Global’dan AB Göçmenlik Hukuku uzmanı Tamer Ulay, Avrupa Birliği müfredatı gereği Türk vatandaşlarına AB ülkelerinde bazı kolaylıklar sağlandığını belirterek, Portekiz ve Yunanistan’da oturum izni almak isteyen Türk vatandaşlarına yasaların sağladığı kolaylıklardan yararlanmalarında hukuki destek vereceklerini belirtti. Herhangi bir iş kurma, ciddi rakamlarda yatırım yapma ya da ev alma zorunluluğu olmadan, hatta ülkesine göre sadece ev kiranarak dahi oturum izni alınabilecek. Ancak bu yeni programdan yararlanacak olanların, ev alarak oturum izni edinenlere göre bazı farkları olacak. Örneğin, en az 50 bin Euro nakit paraları olması, ailedeki birey sayısına bağlı olarak ayda 750 Eurodan başlayan garanti gelir göstermeleri, ya da ortalama 100 bin Euro değerinde bir gayrimenkul alınması yeterli olacak ancak Portekiz’de yılda 4.5 ay yaşanması gerekirken, Yunanistan’da düşük bedelle dahi olsa ev almak veya kiralamak zorunlu olacak.

Yeni program detayları, Aralık ayı içinde İstanbul’da yapılacak tanıtım seminerlerinde kamuoyu ile paylaşılacak.

Seminer yer ve tarihleri bu forum sayfasında ilerleyen günlerde açıklanacaktır. 

Aydoğdu davasına karşı olan Çiçekli davasının kazananı açıklandı

Aydoğdu davası sonrasında kalıcı oturum hakları ellerinden alınan İngiltere’deki Türk toplumunun merakla beklediği Çiçekli davası, davacı Gülpaşa Çiçekli lehine sonuçlandı. Dava hakimi Çiçekli ailesini kazanan taraf olarak açıkladı, bakanlığın verdiği red kararını iptal etti ve aileye tazminat ödenmesine hükmetti. 

Garth Coates avukatlık ofisinden uzmanların iki yıldan daha uzun süren hukuk savaşında sona gelindi. 3 Ekim’de yüksek mahkemede görülen ve 1 Kasım’da resmi kararın açıklandığı Çiçekli davasının kazananı Çiçekli ailesi olmasına rağmen, Garth Coates uzmanlarına göre davanın gerçek galibi İngiltere İçişleri Bakanlığı. Zira, Türk toplumundan yeterli destek bulamayan ve uzun zamandır büyük ölçüde tek başına Çiçekli ailesinin maddi imkanlarıyla devam eden davanın açıklanan gerekçeli kararınında, Aydoğdu davasının sonucunda ısrar ediliyor.

Davaya bakan ve 3 yıllık yüksek mahkeme deneyimi olan hakimin, kendisinden çok daha kıdemli ve deneyimli olan, amiri pozisyonundaki yüksek mahkeme başkanının verdiği Aydoğdu davasını eleştirmede isteksiz davranması dikkatlerden kaçmadı.

Davada özellikle vurgulanan bir husus dikkatleri çekti. Hakim, 1963 Ankara Anlaşmasına ek olarak imzalanan 1970 katma protokolundeki 59. maddenin, Türk vatandaşlarının, AB vatandaşlarından daha avantajlı olmasını yasakladığını belirtti. Bu anlamda, 4 yılda kalıcı oturuma başvurmaları halinde Türk vatandaşlarının, 5 yılda kalıcı oturum alan AB vatandaşlarından daha avantajlı olacaklarını, bu durumun da aynı anlaşmanın 59. maddesine aykırı olduğuna hükmetti.

Ancak, hakimin işaret ettiği 59. madde konusunda Garth Coates uzmanları kendisiyle aynı fikirde değiller. Zira, AB vatandaşlarının da 4 yılda kalıcı oturum alma hakları olmasına rağmen, bu süre 2006’da 5 yıla çıkarıldığında Türkler AB vatandaşlarından iyi duruma getirilmedi, tam tersine AB vatandaşları Türklerden daha kötü koşullara çekildi. Bunun suçlusu Türk vatandaşları değil, yasalara aykırı değişiklik yapan İçişleri Bakanlığıdır.

Davanın yüksek itiraz mahkemesinde görülmesi durumunda kazanılacağına Garth Coates avukatları kesin gözüyle bakıyor. Ancak dava sonucunda istediğini elde eden Çiçekli ailesinin, Türk toplumundan yeterli destek görmediği için davaya devam etmeyeceği açıklandı. Hatırlanacağı üzere, son altı aydır çağrı yapılmasına rağmen, İngiltere’de olan Ankara Anlaşmalılarından davaya yeterli destek verilmemişti.

Çiçekli ailesinin bugüne kadar yaptığı yasal masraflar için yaklaşık 40 bin sterlin tazminat ödenmesi bekleniyor.

 

Toplantı Duyurusu: Ankara Anlaşması’nın geleceği ve Brexit sonrası alternatif modeller

23 Haziran 2016 referandumu sonrası İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden çıkma kararı vermesi nedeniyle, Ankara Anlaşması’nda hızla sona yaklaşılıyor. Peki, İngiltere Avrupa Birliği’nden ayrıldığında Ankara Anlaşması sona erene kadar, İngiltere’ye giriş yapmış olan Türk vatandaşlarının durumu ne olacak? Başvuruları kazanılmış hak olarak değerlendirilecek mi yoksa İngiltere AB’den ayrıldıktan sonra Ankara Anlaşması ile ülkede kalanların vizeleri iptal mi edilecek?

Bu konuda pek çok spekülasyon yapılıyor. Internette bilgi kirliliğinden kaynaklanan farklı yorumlar, sadece Ankara Anlaşması ile İngiltere’de bulunanları değil, aynı zamanda Ankara Anlaşması ile İngiltere’ye gitmeyi planlayanları da endişeye sevk ediyor.

Bir çok hukukçu, İngiltere açısından Ankara Anlaşması’nın sona ermesi durumunda, İngiltere’de Ankara Anlaşması ile bulunanların kazanılmış hak edinemeyeceklerini savunuyor. Ancak bazı genç hukukçular ve OISC danışmanları, kazanılmış hak elde edileceğinden kesin emin görünüyorlar. Hatta bunlardan bazıları, Ankara Anlaşması’nın İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılması ile hiç bir ilgisinin olmadığını iddia ediyor.

En azından şimdilik İngiltere, Ankara Anlaşması başvurularını halen kabul ediyor. Bu durumda, başvurularını yapmadan önce Türk vatandaşları nelere dikkat etmeli ve ne tür dosyalar hazırlamalı? Aydoğdu davasının Ankara Anlaşmasında kalıcı oturumu kaldırmasına neden olmasının, Ankara Anlaşması vizelerinde etkisi neler? Kalıcı oturum almak Ankara Anlaşması ile mümkün olacak mı?

Kalıcı oturum düzenlemesini yakın bir zamanda açıklayacağını bildiren İngiliz İçişleri Bakanlığı, yeni düzenlemede ne tür koşullar isteyecek?

Bu ve buna benzer çok önemli bir çok sorunun cevapları, 25-31 Mayıs 2018 tarihleri arasında İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa’da düzenlenecek toplantılarda anlatılacak.

Türk vatandaşlarına yönelik 10 yıl giriş yasağı uygulamasını başarıyla kaldıran ve Ankara Anlaşması vizelerindeki haksız redlerde yüksek mahkemede kazandıkları başarılarıyla bilinen İngiliz avukat Garth Coates ve uzman ekibi Türkiye’ye geliyor.

İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa’da bire bir toplantıların yanısıra 26 Mayıs’ta İstanbul Şişli’de seminer düzenlecek.

Ankara Anlaşması’nın alternatifleri de anlatılacak

Türk vatandaşlarının önünde sadece Ankara Anlaşması değil, başka vize seçenekleri de var. Hatta, sadece İngiltere değil, diğer AB ülkelerinde de Ankara Anlaşması’ndan yararlanmak mümkün. Ankara Anlaşması veya alternatif vizelerin yanısıra, Ankara Anlaşmasının uygulandığı diğer AB ülkeleri de bu seminer ve toplantılarda anlatılacak.

Profesyonel bilgi verilmesi nedeniyle bu toplantı ve seminerlere katılım ücretlidir. Seminer katılım ücreti 25 Euro, özel bire bir toplantı katılım ücreti ise 100 Euro’dur. Seminer ve özel toplantı dili Türkçe’dir.

Detaylı bilgi ve davetiye için:

https://www.eventbrite.com/e/avrupa-birligi-altn-vize-ve-cifte-vatandaslk-programlar-ve-ankara-vizesi-tickets-45970589270

 

Ankara Anlaşması: 16 Mart Değişikliği ve Aydoğdu Davası

İngiltere İçişleri Bakanlığı (Home Office) 15 Mart 2018 gece yarısı Ankara Anlaşması vizelerinde kalıcı oturumları kaldırdığını ve bu tarihten sonra yapılan kalıcı oturum başvurularının artık kabul edilmeyeceğini resmen açıkladı. Bu durum, başta Garth Coates Avukatlık Bürosu olmak üzere bazı uzmanların bir yılı aşkın sürekli dile getirdiği beklenen bir gelişme olmasına rağmen Türk toplumu tarafından şaşkınlıkla karşılandı.

Bakanlık neden bu adımı attı?

Hatırlanacağı üzere, 1 Mayıs 2017’de ilk kez bu forum sayfasında Garth Coates Avukatlık Ofisi uzmanları Aydoğdu davasına itiraz edilmediği veya karşı bir dava açılmadığı takdirde Home Office’in (İçişleri Bakanlığı) Ankara Anlaşması’ndaki kalıcı oturumları kaldıracağı uyarısında bulunmuştu. Uzmanlar bir Yüksek Mahkeme kararının uygulanmamasının İngiltere gibi hukukun üstün olduğu bir ülkede hayal bile edilemeyeceğine dikkat çekmişti. Aydoğdu davası sonrasında iki aylık itiraz süresi dolmasına karşın hiç kimse itiraz etmediği gibi, karşı dava açılması için yapılan uyarılar da maalesef ciddiye alınmamıştır.

Aydoğdu kararına karşılık Türkiye Büyükelçiliği’nin yanısıra Garth Coates ve bazı diğer avukatlık firmalarının girişimleri yeterli destek bulamamıştır. Uyarılarda bulunan uzmanlar Türk toplumunu aldatmak ve yalan söylemekle suçlanmışlardır.

Ankara Anlaşması ile İngiltere’de bulunanların büyük bir kısmı, Aydoğdu davasının tehlikesine karşı kendilerini yanlış yönlendiren uzmanların seslerine kulak vermiş, karşı dava açılması için çok değerli bir yıl heba edilmiştir.

Aradan geçen bir yıllık süreçte İngiliz İçişleri Bakanlığı hukukun gereklerini yerine getirmek için harekete geçmiş ve Aydoğdu davasında hükmedildiği üzere Ankara Anlaşması’ndaki kalıcı oturum seçeneğini kaldırmıştır.

Türk toplumundaki tartışmalara bakıldığı zamana konunun tüm boyutlarıyla anlaşılmadığı görülmektedir.

Yüksek Mahkeme kararı 8 Mart 2017’de açıklanmasına rağmen aradan geçen 1 yılı aşkın sürede hiçbir karşı dava açılmaması, Türk toplumuna hizmet veren bazı danışman ve avukatların müvekkillerini doğru yönlendirmediklerini göstermiştir.

Gelinen bu noktada sadece kendi hakkını savunmaktan başka bir şey yapmamış olan Hacer Aydoğdu ve ailesi yeni oluşan durumdan sorumlu tutulmakta ve kendileri son derece haksız çok ağır hakaretlere maruz kalmaktadır.

Hacer Aydoğdu ve ailesi haksız yere suçlanmaktadır

Hacer Aydoğdu davası öncesinde Yüksek Mahkeme’de görülen benzer davaların hepsi, istisnasız şekilde kabul edilmiş ve davayı açanların lehine sonuçlanmıştır. Hacer Aydoğdu ve ailesi, Yüksek Mahkeme’de açtıkları davanın önceki davalara göre farklı sonuçlanmasının nedeni, davayı açan avukat ve mahkemede davayı temsil eden savunmanların yetersiz olmasıdır. Dava tutanaklarına bakıldığında bunu teyit eden ifadeler rahatlıkla görülecektir.

Hacer Aydoğdu ve ailesine karşı yapılan haksız linç kampanyası içinde yer alanların nefret suçu kapsamında değerlendirilmesi söz konusu olabilir. Bunların ilerde yapacakları vize başvuruları, 1971 Göçmenlik Yasası’na göre (HC510 Paragraf 4) otomatik red edilebilir. Sosyal medyada paylaşım yapanların söylemlerine dikkat etmeleri bu anlamda çok önemlidir.

Geçen süreçte pazarlık girişimleri karşılık bulmadı

8 Mart 2017’deki Yüksek Mahkeme kararı sonrası, Garth Coates Avukatlık Ofisi; İçişleri Bakanlığı aleyhine açtığı davalarda, İçişleri Bakanlığı’nı savunan kamu avukatları ile pazarlık dahil her türlü girişimde bulunmuştur. Türkiye’nin Londra Büyükelçiliği de benzer pazarlık girişimlerinde bulunmuş ve Türk hükümeti ciddi çaba göstermiştir. Türkiye Başbakanı Binali Yıldırım’ın Temmuz 2017’deki İngiltere ziyareti sonrası daha önce askıya alınan kalıcı oturum başvuruları, yeni yönetmelik hazırlanana kadar yeniden incelenmeye alınmıştır. Bunun, Başbakan Yıldırım’ın yaptığı görüşmeler neticesinde gerçekleştiği düşünülmektedir.

Başvurular mutlaka yeni başvuru formu ile yapılmalıdır

Bazı danışmanlar, başvuru formu değiştirildikten 21 gün sonrasına kadar eski başvuru formlarının kullanılabileceği düzenlemesinden hareket ederek, müvekkillerine eski başvuru formları ile başvurup kalıcı oturum talep edebilecekleri yönünde telkinlerde bulundukları anlaşılmaktadır. 21 günlük form değişikliği düzenlemesi, her ne kadar doğru ise de Ankara Anlaşması’nda gelinen bu son noktada geçersizdir. Bu telkinlerde bulunanların İçişleri Bakanlığı’nın 16 Mart sabahı yaptığı açıklamayı halen tam olarak anlayamadıklarını göstermektedir.

Bakanlık açıklamasındaki şu ifade çok önemlidir:

No new ECAA ILR applications will be accepted on or after 16 March 2018. Any ECAA settlement applications postmarked prior to 16 March will be processed under the same terms as before.

Açıklama, 16 Mart 2018 ve sonrasında postaya verilen tüm başvuruların kalıcı oturum incelemesi kapsamında değerlendirilmeyeceğini açıkça belirtmektedir. Ayrıca, yeni başvuruların 03/2018 tarihli formlarla yapılması istenmektedir. Eski başvuru formları ile yapılacak başvuruların geçersiz bulunması halinde, başvuran kişinin ‘overstayer’ yani illegal olması söz konusudur, dolayısıyla ileride 10 yıllık süreç üzerinden kalıcı oturum alması ciddi olarak tehlikeye düşebilir.

Medyadaki yanlış haberler

Bazı basın yayın organlarında Ankara Anlaşması’nın son bulduğu şeklinde çıkan haberler asılsızdır. İngiltere, Avrupa Birliği’nden resmen ayrılacağı tarihe kadar Ankara Anlaşması’ndan doğan yükümlülüklerini yerine getirmek zorundadır ve Ankara Anlaşması’nın kalkması en erken Mart 2019’a kadar söz konusu değildir.

Ankara Anlaşması’na ilk başvurularda ve uzatım başvurularında herhangi bir sorun yaşanmamaktadır.

Bu karar Brexit ile ilgili değil

İçişleri Bakanlığı’nın son uygulamasının kesinlikle Brexit ile hiç bir ilgisi yoktur.

Bu Yüksek Mahkeme kararı, Brexit’den dolayı doğacak çok daha ciddi bir tehlikeyi gölgelememeli ve Türk toplumu gelmekte olan Brexit sürecinin tehlikelerine şimdiden hazırlanmalıdır.

Teşhisi doğru koymadan sorunu çözmek mümkün değildir

Yeni uygulama sonrası Ankara Anlaşması vizesi ile iş yapan Türk toplumunda büyük bir endişe yaşandığı görülmektedir. Ancak yapılan yorum, çağrı ve girişimlerin sonuç odaklı ve gerçekçi olmaktan çok uzak olduğunu görülüyor.

Change.Org ve Parlamentoda’da açılan imza kampanyalarında kullanılan dil hatalı ve içerik hukuki temelden yoksundur. Kullanılan ifadeler yanlıştır, hukuki karşılığı yoktur. Kampanyalar işinde uzman kişilerce yazılmalıdır.

Elbette farkındalık yaratmak için yapılan protesto gösterileri sivil toplumun bir gereği olmakla birlikte yasaların ve mahkeme kararlarının siyasetin üstünde olduğunu ve herkesi bağlayacağını hatırlatmak isteriz. Gösteri ve yürüyüşler konunun gündeme gelmesini sağlayacaktır ancak aslolan bağlayıcı mahkeme kararıdır. Bundan dolayı yapılacak girişimlerde öncelik kesinlikle hukuk zemininde olmalıdır.

Hukuki süreç kolektif olmalıdır

Ankara Anlaşması’ndan yararlananların ayrı ayrı dava açmaları süreci uzatacağı gibi maliyeti de astronomik boyutlara taşıyacaktır.

Doğru olan HSMP davasında olduğu gibi, kurumsallaşmak ve bu kurum üzerinden kolektif hareket ederek dava açmaktır. Ancak yeni bir dava açılmadan önce sürecin en az 2 yıl sürebileceği göz önüne alınmalıdır. Brexit tehlikesi altındaki Türk toplumunun bu kadar zamanı olduğunu düşünmüyoruz.

Aydoğdu davasından bugüne kadar geçen çok değerli 1 yılı herhangi bir girişimde bulunmadan heba eden Türk toplumunun Brexit tehlikesinden dolayı artık kaybedecek daha fazla zamanı yoktur.

Buna rağmen dava açılması bir zorunluluktur. Ancak bu hukuki girişimler devam ederken tam 2 yıldır hukuk zemininde mücadelesi devam eden mevcut Çiçekli davası desteklenmelidir. Zira, Çiçekli davasında birçok yol alınmış ve artık sonuçlanma aşamasına gelinmiştir. Bu davanın, yeni açılacak bir davadan daha önce sonuçlanacağı açıktır.

Çiçekli davası dışında açılması zorunluluk olan yeni davanın, sadece Aydoğdu davasının sonucunun iptali değil; aynı zamanda ‘Legitimate Expectation’ (Meşru Beklenti) üzerinden yürümesinin büyük yarar sağlayacağı düşüncesindeyiz.

Yeni yönetmelik beklentisi

İçişleri Bakanlığı’dan gelen bilgiler, Ankara Anlaşması’ndan yararlananların 4 yerine 5 yılda kalıcı oturuma başvurabileceğine işaret etmektedir. Bu sadece bir yıllık gecikme anlamına gelmekte ve Ankara Anlaşması’ndan yararlananların ciddi endişe taşımalarına gerek olmadığı sonucunu doğurmaktadır.

Ancak, Brexit nedeniyle, Ankara Anlaşması’nda bulunanların Mart 2019’dan sonra geçersiz vize türünde oldukları iddiasıyla sadece kalıcı oturum değil, aynı zamanda normal 3 yıllık uzatım başvuruları da tehlikeye düşebilir. Böyle bir tehlikeye karşı, sadece Çiçekli davasının desteklenmesi yeterli değildir, aynı zamanda Legitimate Expectation (Meşru Beklenti) üzerinden yeni dava açılması zorunluluktur. Böyle bir davanın kazanılmasının, Brexit sonrası tehlikelerden Ankara Anlaşması’nda olan Türk toplumunu koruyacağını düşünmekteyiz.

Kazanılmış hak söylemleri gerçek değil

Legitimate Expectation (Meşru Beklenti) ile Retained Rights (Kazanılmış Haklar) yani Ankara Anlaşması’ndan yararlananlarınileride kalıcı oturum alma beklentisi ile bu beklentinin şimdiden kazanılmış hak olması birbirine karıştırılmaktadır. Ankara Anlaşması’na başvuranların ileride kazanılmış hak elde edecekleri iddiası gerçek değildir.

Bununla birlikte ‘legitimate expectation’ yani verilmiş söz ve mevcut duruma göre yapılmış başvurular sonrasında oluşan beklentilerin, mahkemelerde olumlu sonuçlanması mümkündür. (Örneğin: 3 yıllık uzatıma başvuranlara verilen onay yazılarındaki ifadeler veya mağdurların ilk başvuruları esnasında yürürlükte olan yönetmelikteki maddeler, mahkemelerde ‘legitimate expectation’ olarak algılanabilir)

Çiçekli Davası

Aydoğdu davası ile çok büyük ölçüde benzeyen ve 23 Mayıs 2018’de görülecek Çiçekli davası kısa vadede önemli bir fırsattır. Dava birkaç defa Aydoğdu davası nedeniyle ret edilmesine rağmen yapılan itirazlar sonucunda davaya bakan son Yüksek Mahkeme hâkimi, Aydoğdu davasına rağmen Çiçekli davasının ara duruşmasının yapılmasına onay vermiştir. Ara mahkeme sonucunda davanın Yüksek Mahkeme’de görülme ihtimali bulunmaktadır ancak çok güçlü bir hazırlık ve savunma gerekmektedir.

Garth Coates Avukatlık Ofisi’nin durumu

Garth Coates avukatları, Aydoğdu davası veya Ankara Anlaşması ile ilgili hiçbir dava içinde yer almayacaktır. Bu son açıklamamız sadece sosyal sorumluluk olarak değerlendirilmelidir.

Çiçekli davası Aydoğdu davasından önce alındığı için Garth Coates avukatları sadece bu dava üzerinde çalışmaya devam edecektir.

Ankara Anlaşması: İngiltere’deki Türk toplumu bir araya geliyor

Ankara Anlaşması vizesi ile İngiltere’de bulunan Türk vatandaşları, 20 yıla yakın bir süredir ilk kez ortak hareket etme seçeneklerini tartışmak ve ortak bir akıl yolu bulmak üzere bir araya geliyor. Hiç bir avukatlık veya danışmanlık şirketinin tekelinde olmayan (veya olmadığını ümit ettiğimiz) bu oluşumlar, İngiltere gibi hukukun üstün olduğu ülkelerde sadece bir hak değil, bir gerekliliktir.

Şimdilik en az 2 ayrı grup çalışması farkedildi. Muhtemelen birbirlerinden habersiz ortak hareket etmek üzere yola çıkan başka gruplar da vardır. Bu grupların en kısa sürede bir araya gelip, işini bilen doğru hukukçuların tavsiyeleriyle hareket etmeleri Ankara Anlaşması’nda olanların geleceği için çok önemlidir.

Bize gelen bilgilere göre, şu anda oluşum aşamasında olan ve biri bu akşam (21 Mart) diğeri 24 Mart Cumartesi toplanacak olan bu gruplara katılmak isteyenler için grupların iletişim linkleri şu şekilde:

www.ecaa2.com (Bu site yapım aşamasında ancak geçici olarak şu adresten ulaşılabilir: https://www.facebook.com/events/132314560936981/?active_tab=about)

https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSc-wHeO_hRNgWw3eE7oi576YiJtD4llnUrBfRP7XafMZNN0TQ/viewform

 

Başka oluşumlar içinde olanlar yukarıda linkleri verilen gruplarla iletişime geçerek birleşme seçeneklerini konuşabilirler.

Ankara Anlaşması: Yeni Yönetmelik Yayınlandı

Ankara Anlaşmasında kalıcı oturumu kaldıran 16 Mart 2018 tarihli bakanlık kararından sonra, bu sabah erken saatlerde yeni yönetmelik de yayınlandı. Yeni yönetmelikte kalıcı oturum başvurularının artık kabul edilmeyeceğinin altı çiziliyor ancak 16 Mart 2018’den önce kalıcı oturum için başvurmuş olanların başvurularının değerlendirileceği belirtiliyor.

Yönetmelikte ayrıca eş ve çocukların durumları, 1971 göçmenlik yasası HC 510 paragraf 4 te belirtilen iyi hal durumu ile ilgili memurların karar verme mekanizmasını güçlendirecek detaylara da yer veriliyor.

Her ne kadar bazı hukukçu veya danışmanlarca şaşırtıcı veya beklenmeyen bir değişiklik olarak görülse de, Türk toplumunda büyük hayal kırıklığı yaratan bu değişiklik, aslında son bir yıldır beklenen ve hatta İçişleri Bakanlığı tarafından itiraz yapılması için bilerek geciktirilen bir gelişmeydi. Aydoğdu davasına karşı hiç bir tepki ve itirazın yapılmaması sonucu İçişleri Bakanlığı’nın zorunlu olarak attığı bu hukuki adım, İngiltere’deki Türk toplumunun tüm uyarılara duyarsız kalmasının bir sonucu olarak yorumlanabilir.

Yeni yönetmelik ve Ankara Anlaşması’ndaki bu son gelişme hakkında detaylı açıklama, yakında vizesizdünya blog sitesinde  yapılacaktır.

Bu son değişiklikten daha önemli bir başka muhtemel gelişme hakkında Garth Coates Avukatlık firması, mevcut müvekkilleri için özel bir seminer düzenleyecektir. Bu seminer duyurusu daha sonra ayrıca yapılacaktır.

Ankara Anlaşması vizelerinde kalıcı oturum kuralı değişiyor

İngiltere İçişleri Bakanlığı Yüksek Mahkeme’nin geçtiğimiz yıl Mart ayındaki kararına uymak üzere harekete geçti. Ankara Anlaşması vizelerindeki kalıcı oturum kaldırılıp bunun yerine TIER 1 Girişimci Vizesi’nde (Entrepreneur) olan kalıcı oturum kuralının getirilmesi bekleniyor.

Aydoğdu davası olarak bilinen ve 8 Mart 2017’de Ankara Anlaşması vizelerinde kalıcı oturumu kaldıran Yüksek Mahkeme kararı sonrasında İçişleri Bakanlığı kalıcı oturum başvurularını incelemeyi durdurmuş; ancak yasal süre olan 2 ay içinde yönetmelik değişikliğini gerçekleştirememişti. Bunun üzerine Ağustos başında Ankara Anlaşmasında kalıcı oturum başvuruları incelemeye alınmaya başlanmıştı.

Yüksek Mahkeme kararı sonrasında kalıcı oturumun kaldırılacağı şeklinde daha önce defalarca bu forum sayfalarında yayınlanan makalelere ve Ankara Anlaşması’nda olanların örgütlenerek karşı dava açmaları gerektiği tavsiyelerine rağmen İngiltere’deki Türk toplumunda ciddi bir dayanışma oluşmamıştı. Adli Gözden Geçirme (Judicial Review) davalarına bakan Yüksek Mahkeme kararları bağlayıcı değil. Ancak geleneksel İngiliz yargı sisteminde şimdiye kadar JR – Adli Gözden Geçirme davalarının kararlarına hep uyulmuş ve gereken yapılmıştı.

Yeni düzenlemede ülkede minimum kalış süresi ve dil bilme zorunluğu gibi yeni şartların yanısıra kalıcı oturum için en az 5 yıl beklenmesi gerekeceği tahmin ediliyor.

Ankara Anlaşması uzmanlarından Oliver Westmoreland son mahkeme kararını yorumladı

Garth Coates Avukatlık Firması uzmanlarından Oliver Westmoreland, Ankara Anlasmasinda deprem etkisi yaratan mahkeme kararini yorumladi.

Westmoreland’a göre, Ankara Anlaşmasında 4. yıldan sonra kalıcı oturum almak mümkün olmayacak. En iyimser ihtimale göre, Ankara Anlaşmasında en erken 5. yıldan sonra kalıcı oturuma koşullu olarak başvurulabilecek.

Tabii ki Brexit’den sonra buna izin verilirse…

Westmoreland’ın detaylı analizi için: http://www.garthcoates.com/news/229/Ankara-Agreement—Dependants—Indefinite-Leave-to-Remain.html

Ankara Anlaşmasında ümit verici yeni bir gelişme

Geçtiğimiz hafta, İngiltere’de Ankara Anlaşmasında olanlarda deprem etkisi yaratan ve Ankara Anlaşmasında olanlara kalıcı oturum izninin verilmemesine neden olacak mahkeme kararından sonra bugün yeni ve olumlu sayılabilecek bir gelişme oldu.

8 Mart 2017 tarihli yüksek mahkeme kararı, [R (on the application of Aydogdu ) v Secretary of State for the Home Department (Ankara Agreement – family members – settlement) [2017] UKUT 167 (IAC)], Ankara Anlaşması vizelerinde, ‘stand still’ uygulamasının kalıcı oturumu kapsamadığına hükmetmiş ve 20 Mart’tan itibaren İngiltere İçişleri Bakanlığı (Home Office), bu mahkeme kararına uygun olarak, kalıcı oturum başvurularını askıya almıştı.

Mahkeme kararı sonrasında, Ankara Anlaşmasında olanların 4. yıldan sonra ne olacakları tartışılırken, bugün bir başka mahkemeden ümitlendiren bir karar çıktı. 8 Mart tarihli mahkeme kararına konu olan Hacer Aydogdu ile tamamen aynı koşullarda olan bir müvekkilimize, yüksek mahkemeye gitme izni verildi. Müvekkilimizin dosyasına bakan hakimin bu izni verirken, Hacer Aydogdu kararını dikkate almamasını önemsiyorum zira bana göre “yanlış olan bir yorum” ve “iyi savunulamayan bir dava sonucu oluşan” bu kararın, hukuki temelden uzak ve önceki yüksek mahkeme kararlarıyla çelişkili bir karar olduğu yönündeki düşüncelerimde ne denli haklı olduğumu gösteriyor.

Ara mahkemenin yüksek mahkemeye gitme izni vermesinden sonra, müvekkilimizin duruşmasının 1 Eylül 2017’de görülmesi kararlaştırıldı. Ancak İngiltere İçişleri Bakanlığının avukatlarının bu dava görülmeden bizimle uzlaşmak isteyeceklerine inanıyorum. Bunun nedeni de; açtığımız davada kullanacağımız argümanların çok güçlü ve daha önce Supreme Court’da (En Yüksek Mahkeme) kabul edilmiş argümanlar olduğunu biliyoruz. Bu sebeple, İngiltere İçişleri Bakanlığı müvekkilimizin talebini yerine getirip, ve hatta üstüne tazminat ödeyerek dava görülmeden konuyu kapatmak isteyebilir. Çünkü, dava görülmeden konu kapatılırsa, açtığımız dava diğerlerine emsal teşkil edemeyecek ve sadece müvekkilimizin yararlanacağı, benzer durumda olan diğer kişilerin yararlanamayacağı bir sonuç doğuracaktır.

Benzer bir uzlaşma örneği de geçtiğimiz yıl Kasım ayında olmuştu. İngiltere İçişleri Bakanlığı, trafik suçu nedeniyle kalıcı oturum başvurusu red olan bir başka müvekkilimizin açtığı davada uzlaşma istemiş, varılan uzlaşma neticesinde müvekkilimiz ve tüm ailesine kalıcı oturumları verilmiş ve ayrıca 7,500 Sterlin tazminat ödenmişti. Ancak bu uzlaşma, mahkeme kararı olarak çıkmadığı için, trafik suçundan benzer redleri alan diğer kişiler bu davadan yararlanamamıştır.

Emsal teşkil edebilmesi için, davayı açan müvekkilimizin davayı sonuna kadar taşıması gerekecek. Maddi yükü çok büyük olacağı için, temizlik işi üzerinden Ankara Anlaşmasında kalıcı oturuma hak kazanan müvekkilimizin bu ciddi yükü tek başına taşıyabileceğini ve kolay kolay ikna edilebileceğini sanmıyorum. İşte bu nedenle, Ankara Anlaşmasında olanların birbirleriyle dayanışma göstermelerinin önemini bir kez daha hatırlatmak istiyorum.