Referandum sonrasında Ankara Anlaşması’nın durumu

Vizesiz Dünya tarafından tarihinde yayınlandı

İngiltere'nin finans merkezi Londra, referandum sonrasında kara bulutlar altında.

İngiltere’nin finans merkezi Londra, referandum sonrasında kara bulutlar altında.

İngiltere tercihini yaptı ve Avrupa Birliği’nden ayrılık yönünde oy kullandı. Bu referandum, -eğer uygulanır ise- bir çok anlamda sadece günlük hayatımızı ve finansal sistemi değil, aynı zamanda İngiliz Göçmenlik Sistemini de çok ciddi olarak etkileyecektir. Özellikle, AB vatandaşları ve aile bireylerinin İngiltere’de kalmaları ile ilgili düzenlemeler, çalışan yabancı işçilerin serbest dolaşımı (Van-der-Elst vizesi), ECAA – Ankara Anlaşması işveren ve işçi vizeleri üzerinde çok ciddi etkileri olacaktır.

AB referandumunda ben aslında ayrılıkçıların %70 gibi ezici bir çoğunlukla zafer kazanacağını düşünmüş ve ayrılık kararı çıkması durumunda Ankara Anlaşması vizesinin çok kısa sürede tarih olacağını öngörmüştüm. Ancak bu sabahki kesin sonuçlara göre, ayrılıkçılar ile birlikten yana olanların aralarındaki fark çok az. Bunu ayrılıkçıların kendileri de kabul ettikleri için, çok büyük bir ihtimalle ülkenin bölünmesine neden olacak AB’den ayrılık kararının resmen hiç bir zaman uygulanmayacağı düşüncesindeyim.

Henüz, referandum yeni sonuçlandı ancak hem ayrılıkçı hem de birlikten yana olan tüm taraflar, ortamı sakinleştirici açıklamalar yapmaya başladılar. Ayrılıkçıların lideri görülen Boris Johnson, ayrılık için hemen düğmeye basılmasına gerek olmadığını söyleyerek, finans dünyasını biraz rahatlattı. Bunu, diğer ayrılıkçılar da takip ettiler. Şu anda oluşan ortak kanaat, mümkün olduğunca az zararla bu referandumun etkilerinden uzaklaşmak üzerinde birleşiyor. Zira, İngiltere ekonomisi şimdiden çöküntüye doğru gitmeye başladı. Sterlin, dolar karşısında 1985’teki tarihi dip noktayı gördü. Borsada kayıplar %20 yi buldu. Aklı başında ayrılıkçılar, ülkenin zarar görmesinin önüne geçebilmek için, referandum sonucunun hemen uygulamaya alınmasına gerek olmadığına, öncelikle gayri resmi görüşmeler yaparak referandum etkisinin global ölçekteki etkisini hafifletmeyi amaçlıyorlar.

Bu aşamada, İngiltere parlamentosunun AB’den ayrılık ile ilgili yasa çıkarması ve AB ile ayrılık muzakerelerine başlaması bekleniyor. Başbakan David Cameron, AB’den ayrılık kararı veren bir başbakan olarak tarihe geçmek istemediğini, Ekim ayına kadar görevde kalacağını ve bu girişimi yapacak bir başkasına görevi devredeceğini belirtti. Başbakan’a desteği, referandumdan zaferle çıkan ayrılıkçılar da verdiler. Ekim ayına kadar sonucu izlemenin yararlı olacağını belirten ayrılıkçı milletvekilleri, ekonomik zararın ciddi boyutlara ulaşması durumunda ikinci bir referanduma gidilebileceğinin de işaretlerini verdiler.

Ankara Anlaşmasında bu olup bitenler ne anlama geliyor?

Kişisel düşünceme göre, yeni Başbakan’ın göreve geleceği Eylül ayı sonuna kadar Ankara Anlaşması vizeleri, referandum sonucundan etkilenmeyecek ve yasal bir düzenleme olmaksızın sadece bürokratik bir kararla Ankara Anlaşması değişmeyecektir.

Hatta, daha da önemlisi, bazı ayrılıkçı milletvekillerinin de dile getirdiği, ikinci referandumda İngiltere’nin AB içinde kalmaya devam edeceğine inanıyorum. Zira, İngiliz aşırı sağ ırkçı lider Nigel Farage, AB düşmanı Rusya Devlet Başkanı Viladimur Putin ve Amerika’nın kapitalist başkan adayı Donald Trump dışında hiç kimse bu ayrılığın İngiltere için çok yararlı olacağını söylemiyor. Ayrılıkçıların lideri konumundaki Boris Johnson, bugünkü açıklamasında, AB’den ayrılıkta acele edilmesine gerek olmadığını söylemesi, ve bazı milletvekillerinin ikinci referandumdan bahsetmesi, İngiltere’nin AB içinde kalmaya devam edeceği şeklinde yorumlara neden oldu.

Ancak, en kötü ihtimalleri göz önüne alarak ilerde neler olabileceği konusunda sizlerden gelen sorulara da yanıt vermek istiyorum. Yukarıda da bahsettigim gibi, en azından Eylül ayına kadar AB’den ayrılığın işletileceği bir parlamento kararı çıkmayacaktır. Dolayısıyla 2016 Eylül ayı sonuna kadar Ankara Anlaşmasında ciddi risk söz konusu görünmüyor.

Eylül’den sonra ne olacak?

Bu konuda iki farklı senaryo konuşuluyor:

Birinci senaryoya göre, erken seçim kararının verilmesi ve ayrılık sorumluluğunu alacak yeni bir hükümetin oluşabileceği söyleniyor. Bu gerçekleşirse, erken seçime kadar geçecek süreçte, özellikle ekonominin ciddi zarar aldığını gören ayrılıkçı seçmenlerin birlikçilerden yana saf değiştireceği tahmin ediliyor. Yani, erken seçimden sonra yeni bir referandum söz konusu olabilir ve saf değiştiren ayrılıkçılar sayesinde birlikçiler kazanabilir.

İkinci senaryoda ise, erken seçime gidilmeksizin göreve ayrılıkçı bir başbakanın gelmesi söz konusu. Bu durumda, ülkeyi kaosa süreklemeden AB den kademeli ayrılık işlemi başlayacak.

Eğer birinci senaryo söz konusu olursa, Ankara Anlaşması’nda olanların veya Ankara Anlaşmasına başvuracakların endişelenmeleri gerekmeyecek.

Ancak ikinci senaryo gerçekleşir ise, Ankara Anlaşması AB’den ayrılık pazarlığında gözden çıkarılacak ilk anlaşma olacaktır. Yani, muhtemelen en erken bu yılın Eylül ayı sonu veya Ekim ayı başından sonra Ankara Anlaşmasına yeni başvurular alınmayabilir.

Ekim ayına kadar Ankara Anlaşması vizesi alanların başvuranların durumu ne olacak?

İkinci senaryonun gerçekleşmesi durumunda, en erken Ekim ayında, en geç 2018 yılı sonunda, Ankara Anlaşması vizesi maalesef tarih olacaktır. Ancak elinde Ankara Anlaşması vizesi olanların durumu, ya 1969 Viyana Sözleşmesine göre yada İngiliz hükümetinin belirleyebileceği geçiş vizelerine göre belirlenebilecek.

İngiltere AB’den çıkış prosedürüne resmen başladığında Ankara Anlaşmasında olanların önüne gelebilecek seçenekleri aşağıda veriyorum. Ancak altını çizerek belirtmemde gerek var. Bu sadece AB’den ayrılık kararının uygulanmaya başlanması ve ikinci referanduma gidilmemesi durumunda geçerli olacak.

İngiltere’nin AB’den ayrılma kararını yürürlüğe sokması durumunda Ankara Anlaşması sahiplerinin önündeki seçenekler:

Seçenek 1: Kazanılmış hak

1969 Viyana sözleşmesinin 70. maddesi, kazanılmış hakları koruma altına alıyor. (Article 70 of the Vienna Convention – Consequences of the termination of a treaty) Ancak bundan yararlanabilmek için, İngiltere’nin AB’den çıkışının resmen onaylanmasından önce (tahminen Ekim 2016 ile 2018 yıl sonu arası), Ankara Anlaşması vizesini almış olmak gerekecek. Ancak burada bir risk var: Her ne kadar Viyana Sözleşmesi kazanılmış hakları koruyor ise de, İngiltere Hükümeti buna direnebilir. Bu durumda, Ankara Anlaşmasında olanların kendi aralarında örgütlenip, mahkeme yoluyla Viyana Sözleşmesinde İngiltere’nin kabul ettiği yükümlülükleri yerine getirmesi yoluna gidilebilir.

Seçenek 2: Geçiş Vizeleri

İngiliz Göçmenlik Yasasında resmen yer almayan ancak İçişleri Bakanlığı’nın yetkisinde olan düzenlemeler söz konusu. Örneğin, Ankara Anlaşması vizeleri kaldırıldığında, bu vizelerde olanlara geçici olarak açılacak (transition period) vize türlerine başvurmaları istenebilir. Bakanlık geçmişte bu tür çok sayıda vize düzenlemesi yapmıştı. Örneğin, HSMP vizesi kaldırıldığında bu vizede olanlara geçiş dönemi vizeleri uygulanmıştı. Bu geçiş dönemi vizeleri, Ankara Anlaşması vizesi ile bire bir benzer özellikleri olan vizeler olmayacaktır. Örneğin, Ankara Anlaşması işçi vizesinde olanlar, aldıkları maaşların tutarı ne olursa olsun vizelerini uzatabilirken, geçiş dönemi vizelerinde, bakanlık belli bir gelirin üstünde olanlara geçici vize verebilir. Ya da, Ankara Anlaşması işveren vizesinde, yıllık ödenen vergide bir sınır aranmazken, geçiş dönemi vizelerine geçerken, belli düzeyde vergi ödüyor olmak, veya belli başlı işleri yapıyor olmak gerekebilir.

Seçenek 3: TIER 1 Entrepreneur vizesine geçiş

Ankara Anlaşmasında olanların, TIER 1 Entrepreneur vizesine geçebilmelerine olanak tanınabilir. Aslında bu, mevcut Ankara Anlaşması vizesinde olanların tercih edebilecekleri en kestirme yol olarak görüyor. Ancak tek sorun, TIER1 Entrepreneur vizesine geçebilmek için aranılan koşulların biraz ağır olması: En az 200 bin Sterlin sermaye zorunluluğu ve en az 2 İngiliz işçiyi çalıştırma koşulu var.

ÖZETLE:

Ankara Anlaşması vizelerinde olanları veya yeni başvuracak olanları şu anda bekleyen çok ciddi bir tehlike söz konusu değil. Ancak, en kötü senaryoyu düşünürsek Ankara Anlaşması düşünenlerin bir an önce (tercihan Eylül 2016’dan önce) başvurularını yapmış olmalarını tavsiye ediyorum. Bir kez Ankara Anlaşması vizesi alındığında, bu hakkın iptal edilmesinin son derece zor olduğunu ve uluslararası hukuka aykırı olabileceğinin altını çizmem gerekiyor. Bunun için, mutlaka kesin ayrılık kararı verilmeden Ankara Anlaşması vizesini almak gerekir.

Şimdiden, bana başvuran Ankara Anlaşması başvurularında ciddi bir artışla karşı karşıyayım. Mümkün olduğunca erken başvurunun, Ankara Anlaşması ile kendilerine gelecek kurmak isteyenler için hayati öneme sahip olduğunun bilincindeyim. Ancak aynı zamanda, acele edilerek hazırlanan dosyaların red ihtimalini arttırdığının da farkındayım. Bu nedenle, akıllıca ve düzgün dosya hazırlayarak başvuru yapılmasının önemini bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Zira, Memurların, yapılan başvuruya red vermesi durumunda, yüksek mahkemeye itiraz edilmesi için zaman olmadığı düşünülürse, yapılacak yeni başvuruların düzgün ve mantıklı planlarla hazırlanması ve ikna edici olması son derece önemlidir.

Tamer Ulay
Garth Coates Solicitors
Email: tamerf@garthcoates.com

 


Vizesiz Dünya

Vizesiz Dünya, İngiltere Göçmenlik Kanunu'nda olan değişiklikleri, vizelerde yaşanılan sorunları ve haksızlıkları, mahkeme kararlarını burada bilgisayar ekranlarına taşıyor.

%d blogcu bunu beğendi: