Ankara Anlaşması eş vizelerindeki ‘iki yıl’ sorunu devam ediyor

Vizesiz Dünya tarafından tarihinde yayınlandı

es aileAnkara Anlaşması üzerinden eşlerini İngiltere’ye getirenlerin son aylarda yaşadı
kları sorunlar devam ediyor. Hatırlanacağı üzere, İçişleri Bakanlığı’nın son yönetmeliğinde süresiz oturum iznine başvuracak evli eşlerin de evli olmayan eşler gibi İngiltere’de iki yıl beraber yaşadıklarını ispatlamaları gerekiyor. Bunu ispatlayamayanların başvurularına red verilip sınır dışı edilmeleri için işlemlere başlanırken, ana başvurucuya ise süresiz oturum izni verilebiliyor. Yani, Ankara Anlaşmasındaki ana başvurucu (yeterli niteliklere sahip ise) süresiz oturum izni alabilirken, eşlerine (iki yıldan az İngiltere’de yaşamışlarsa) red veriliyor.

Ağustos ayındaki blog yazımda da paylaştığım üzere, geçtiğimiz yıl sonuna kadar, Ankara Anlaşmasında böyle bir sorun yaşanmıyordu. Evli eşler, İngiltere’de ne kadar kaldıklarına bakılmaksızın, ana başvuranla birlikte süresiz oturum izni alabiliyordu. Ancak, her ne olduysa, İçişleri Bakanlığı, Ankara Anlaşması yönetmeliğini değiştirdikten sonra, evli eşlerle ilgili yukarıda açıkladığım sorunlar yaşanmaya başladı.

Ankara Anlaşmasına temel olan 1971 göçmenlik yasasında, iki yıl beraber yaşama zorunluluğu bulunmadığı için, son yönetmeliği hazırlayan plan ve prensipler dairesinin neye dayanarak böyle bir uygulamaya geçtiğini bir türlü anlayabilmiş değilim. Ankara Anlaşması ekibinden görüştüğüm memurlar, ellerinin yönetmeliklerle bağlı olduğunu, iki yılı tamamlamamış eşlere red vermek zorunda olduklarının altını çiziyorlar. Kendilerine hak veriyorum, çünkü onlar, kendilerine verilen talimat ve yönetmeliklere göre hareket etmek zorundalar.

Tahmin edeceğiniz üzere, ana başvurucuya süresiz oturum izni verilirken, iki yıldan az İngiltere’de bulunan eşlere red verilmesi, çok basit bir anlamda aile birliği ilkesinin ve Avrupa İnsan hakları bildirgesinin apaçık ihlali anlamına geliyor. Demokratik ve insan haklarına saygılı bir ülkenin, eşleri birbirlerinden ayrılmaya zorlamasını akıl ve mantık ile açıklamak mümkün değil.

Eylül ayı ortasında, bir müvekkilimizin durumunu açığa çıkarmak için Liverpool’deki Ankara Anlaşması (ECAA) ekibinin üst düzey yöneticisinden, duruma açıklık getirmesini istedim. Bana ertesi gün verdiği yanıttan, kendisinin de ne yapılabileceğini bilmediğini anlamam zor olmadı. Aslında sorum basitti. Madem böyle bir yönetmelik var, müvekkillerimizi fazla uğraştırmadan nasıl bir çözüm bulunabilir? İki yıldan az süreyle İngiltere’de bulunan eşleri birbirlerinden ayırmadan ve aile birliklerini bozmadan nasıl bir başvuru yapılmalıydı?  Red alan eşin durumu ne olacaktı? Madem 2 yılı tamamlamadığı için ona red verilecekti, neden daha ilk baştan İngiltere’ye girmesi için vize veriliyordu?

İçişleri Bakanlığının telefonla destek ünitesi, ana başvurucunun ECAA2 formu ile süresiz oturuma başvururken, eşlerinin ise ECAA3 formu ile vize uzatımına başvurması gerektiği bilgisini veriyor. Ancak, bana göre bu da soruna yanıt olmuyor çünkü, süresiz oturum izni aldıktan sonra İngiltere’de yerleşik hale gelen ana başvurucunun Ankara Anlaşması ile ilgisi kesiliyor, dolayısıyla eşlerinin Ankara Anlaşması ile İngiltere’de kalmaya devam etmesi, sadece bugünkü yasayı değil, aynı zamanda 1971 göçmenlik yasasını da ihlal ediyor. Peki gerçekte bu saçma duruma nasıl bir çözüm bulunabilir?

Israrlı sorularıma, ECAA ekibinden alabildiğim son yanıt, soruna kendi açılarından çözüm bulduklarını gösteriyor. Verilen yanıta göre, ana başvurucu süresiz oturum izni yerine, Ankara Anlaşmasında vizesini uzatmak için başvurabilir. Bu durumda, hem kendisi hem de eşi vize uzatımı alabilir ve eş 2 yılı doldurduktan sonra süresiz oturuma başvuru yapılabilir.

ECAA ekibindeki memurların ilk elden verdiği bu en kestirme yanıt, belki soruna geçici bir çözüm olabilir. Ancak, ana başvurucunun kazandığı bir haktan feragat etmesi ne kadar adil bir çözüm olabilir?

Bana göre esas sorun, ECAA vizesindeki son yönetmeliğin hukuksuz ve dayanıksız bir şekilde hazırlanmış olması. Ancak, Judicial Review yöntemi ile yani yüksek mahkeme emri ile yönetmeliğin yeniden hukuka uygun şekilde hazırlanması sorunu çözecektir.

Kişisel tavsiyem, iki yıl kuralına takılanların, mevcut yönetmeliği dikkate almadan, eski yönetmelikte olduğu gibi doğrudan süresiz oturum iznine başvurmaları, eşlerinin red alması durumunda da yüksek mahkemeye giderek, red kararının iptaline çalışmalarıdır. Ancak bu uzun ve masraflı süreci kısaltmanın bir başka çözümü daha var:

Judicial Review ile, Bakanlığı, yürürlükteki yönetmeliği değiştirmeye zorlamak.  Ancak bu bireysel bir çalışmadan daha çok örgütlü çalışmayı gerektiriyor. Dolayısıyla, birilerinden bunu yapmalarını beklemek yerine, Ankara Anlaşmasında olanların kendi aralarında örgütlenerek, dava maliyetlerini bölüşmeleri ve toplu dava açarak Bakanlığı geri çekilmeye zorlamaları kaçınılmaz bir gerekliliktir.

Şimdiye kadar Ankara Anlaşmasında kalanların, hep başkalarından fayda bekledikleri, masrafsız ve zahmetsiz vize almaya çalıştıkları gerçeği göz önüne alınırsa, örgütlenme, uzak bir ihtimal olarak görünüyor. Korkarım ki, çok geç olmadan ve daha fazla riskler içermeden kimse elini taşın altına koymayacak, eskiden olduğu gibi başkalarının yapacakları fedakarlıklara bel bağlanacak gibi.


Vizesiz Dünya

Vizesiz Dünya, İngiltere Göçmenlik Kanunu'nda olan değişiklikleri, vizelerde yaşanılan sorunları ve haksızlıkları, mahkeme kararlarını burada bilgisayar ekranlarına taşıyor.

%d blogcu bunu beğendi: