Ankara Anlaşması vizelerinin kaderi, Avrupa Birliği oylamasının sonucuna bağlı

Vizesiz Dünya tarafından tarihinde yayınlandı

İktidardaki Muhafazakar Parti, ülkenin Avrupa Birliği’nden ayrılmasını KEurope2017’ye kadar halk oyuna sunacağını, Mayıs ayındaki seçimlerde partinin seçim beyanında yer vermişti. Kraliçe 2. Elizabeth, yeni seçilmiş parlamentonun açılışında, hükümetin hedeflerini açıklarken, Avruıpa Birliği oylamasının en geç 2017 sonbaharına kadar tamamlanacağını, bu halk oylamasının sonucuna göre, İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılıp ayrılmayacağına karar vereceğini bildirdi.

İngiltere’deki bu halk oylaması ne anlama geliyor?

Hükümet, bu halk oylaması ile Birleşik Krallığın, Avrupa Birliği’nde kalıp kalmamasına karar verecek. Referandumda oylamaya katılanların yarıdan fazlası, AB’ye ‘evet’ derse, İngiltere Avrupa Birliği’nde kalmaya devam edecek. Referandum sonucu ‘hayır’ çıkarsa, İngiltere Avrupa Birliği’nden ayrılabilecek. Referandum sonucu ne çıkarsa çıksın, son kararı tabii ki hükümet verecek. Yani, halk oylamasının sonucu HAYIR çıksa dahi, İngiliz Hükümeti AB’de kalmaya devam edebilir.

Peki, bu halkoylamasının Ankara Anlaşması ile ne ilgisi var?

Ankara Anlaşması vizesi, İngiltere’nin Avrupa Birliği’ne olan yükümlülüklerinin bir sonucu olarak ortaya çıktı. Sadece Ankara Anlaşması değil, Avrupa Birliği üyesi olarak, İngiltere’nin AB hukukundan doğan çok önemli başka yükümlülükleri de bulunuyor. Örneğin, AB vatandaşlarının ve aile bireylerinin ülkedeki durumları, AB insan hakları yasaları gibi.

AB’den ayrılması durumunda, İngiltere’nin AB hukukundan doğan yükümlülükleri de bitecek. Yani, AB vatandaşları ve bunların aile bireyleri artık İngiltere’de çalışamayacak, uzun süreli barınamayacak ve devlet yardımlarından yararlanamayacak. Mal ve kişilerin serbest dolaşımı ile ilgili yasal yükümlülükler sona ereceği için, sadece kişilerin değil, malların da serbest dolaşımı kalkacak. Bir başka ifadeyle, Fransa’dan İngiltere’ye yanında içki veya sigara getirenler artık gümrük vergisi ödeyecek.

Aynı durum, Ankara Anlaşması vizesi ile İngiltere’de yaşayanlar için de geçerli. AB yükümlülüklerinin kalkması ile, Ankara Anlaşması vizesi de sona erecek. İngiltere’de Ankara Anlaşması vizesi ile vize uzatmak veya iş kurmak artık mümkün olmayacak.

Ankara Anlaşması vizesi ile İngiltere’de bulunanların durumu ne olacak?

Eğer referandum sonucu ayrılık yönünde olursa, İngiltere’nin AB’den ayrılması ile birlikte Ankara Anlaşması ile İngiltere’de kalanların vizelerinin ne olacağına, o tarihte hükümet karar verebilecek. Bununla ilgili bir kaç senaryo söz konusu.

  • İngiltere’nin AB’den ayrıldığı tarihte geçerli bir Ankara Anlaşması vizesine sahip olanların, vizelerinin bitiş tarihine kadar ülkede kalmalarına izin verilebilir
  • Vizeleri olsa dahi ülkeden belli bir süre içinde ayrılmaları istenebilir
  • Durumlarına tek tek bakıp, geçici bir yasal düzenleme ile bunların kalıp kalmayacaklarına bireysel bazda ve yaptıkları işe, personal istihdam edip etmediklerine ve ödedikleri vergilere göre karar verilebilir

Benim kişisel görüşüm, eğer hükümet, AB’den çıkmak gibi son derece radikal bir karar alırsa, Ankara Anlaşması vizesi sahiplerinin 1-2 ay içinde ülkeden ayrılmalarını isteyecektir. AB’den ayrılmak, bir bakıma gemileri yakmak olacaktır ve sadece Ankara Anlaşması ile ülkede kalanların değil, AB yasalarından yararlanarak kalan diğer yabancıların da bir an önce ülkeden ayrılmaları istenebilir.

Peki, İngiltere gerçekten AB’den ayrılır mı?

Kişisel görüşüme göre HAYIR. İngiltere’nin AB’den ayrılması, uluslararası arenada tamamen yalnızlaşması ve ekonomisinin iflasa sürüklenmesi anlamına gelecektir. AB’den ayrılması durumunda, İngiltere’deki çok uluslu şirketler merkezlerini başka bir AB ülkesine taşıyacaklar, işsizlik çift haneli rakamlara çıkacaklar ve enflasyon katlanarak ülke ekonomisini krize sürükleyecektir.

Bizzat Başbakan David Cameron ve iktidardaki muhafazakar partideki aklı başında bakanlar ve milletvekilleri bunun farkındalar. Daha şimdiden, Başbakan Cameron, parti içinde lobi çalışmalarıyla milletvekillerinin halkı ikna etmelerini istiyor. Yani AB üyeliğine devam  yönünde uğraş vermekte. Hatta, İngiliz gazeteleri, referandumda AB’ye hayır diyecek bakanların, Başbakan Cameron tarafından azledileceklerini de yazdılar.

Sadece iktidar partisi değil, aynı zamanda ülkedeki 2 önemli muhalefet partisi, İşçi Partisi ve Liberal Demokrat Parti, İngiltere’nin AB’den ayrılmasının intihar olacağını açıkladılar. Muhalefet, daha şimdiden, AB’ye EVET kampanyası için kolları sıvamış durumda. Görünen o ki, sadece ırkçı UKIP partisi ve iktidardaki muhafazakar partinin bazı milletvekilleri dışında AB’den ayrılmak isteyen fazla milletvekili yok.

Bazı anket şirketlerinin yaptığı anketler de, sonucun AB’ye EVET olacağına işaret ediyor. Ülkede ekonomistler, aydınlar ve önemli politikacılar (buna bizzat Kraliçe Elizabeth ve Başbakan Cameron da dahil) ve muhalefet partileri İngiltere’nin AB’de kalması gerektiğini çok iyi biliyorlar ve hemen her yerde görüşlerini açıkça dile getiriyorlar.

O zaman neden referanduma gidiliyor?

Amaç, İngiltere’deki milliyetçi oyların ırkçı partilere kaymasını engellemek. Muhafazakar parti, referandum söylemi sayesinde oylarını ciddi oranda arttırdı ve seçimlerden tek başına iktidar çıktı. Başbakan’ın bizzat kendisi AB yanlısı olmasına rağmen, referanduma giderek milliyetçi kesimin beklentilerine cevap vermek istiyor.


Vizesiz Dünya

Vizesiz Dünya, İngiltere Göçmenlik Kanunu'nda olan değişiklikleri, vizelerde yaşanılan sorunları ve haksızlıkları, mahkeme kararlarını burada bilgisayar ekranlarına taşıyor.

%d blogcu bunu beğendi: