Bir deli kuyuya taş atmış, kırk akıllı çıkaramamış!

Vizesiz Dünya tarafından tarihinde yayınlandı

Akıllara durgunluk veren bir vize reddiyle ilgili hukuk sürecinden bahsedeceğim bu yazımda. Akla hayale sığmayacak gerekçeler üreterek Ankara Anlaşması dosyama red veren vize memurunu fazla suçlayamıyorum. Zira, kendi akıl tutulmasının dışında, dosyayı eline alıp, aynı akıllara durgunluk verecek kararlarda ısrar eden amir düzeyindeki memurlar ve yine 2 farklı mahkeme hakiminin ısrarla kararı haklı bulacak gerekçeler üretmeleri, memurun hatalarını bastırmaya yetiyor ve artıyor bile.

Söz konusu dava süreci, Home Office’teki görevine yeni başlayan genç bir memurun iki yıl kadar önce müvekkilimizin Ankara Anlaşması başvurusuna red vermesiyle başladı. İngiltere’de ayda en az 2000 sterlin kazanabileceği teziyle bilgisayar uzmanı olarak hizmet vermek isteyen, Microsoft ve Cisco’dan onlarca sertifikası olan müvekkilimize, şu gerekçelerle red verilmişti:

1- İngiltere’nin IT yani bilgisayar uzmanına ihtiyacı yok
2- Aylık 2000 sterlinlik kazanç gerçekçi değil
3- İş planı yetersiz (Müvekkilimiz derinlemesine piyasa araştırması yapmamış, rakiplerinin kim olduğu belli değil vs gibi tipik gerekçeler)

Yukarıda özetlediğim red gerekçelerini 2 yıl önce elime aldığımda, “El insaf” diyemeden edemedim. Bırakın İngiltere gibi gelişmiş bir ülkeyi, dünyanın bir ucundaki Madagaskar adası dahi, IT uzmanlarına ihtiyaç duyarken, hangi gerekçelerle memurun İngiltere’nin IT uzmanlarına ihtiyaç duymadığını iddia etmesini anlayamadım. Tam tersine, İngiltere ciddi sayıda IT uzmanına ihtiyaç duyuyor. Bunu ben söylemiyorum. İngiltere Başbakanı David Cameron ve Londra Belediye Başkanı Boris Johnson, yurtdışından daha çok IT uzmanının gelmesi için Amerika’daki silikon vadisi gibi spesifik alanları destekleyeceklerini hemen her fırsatta açıklıyorlar.

Ayrıca, memurun ayda 2000 sterlin kazancı bir IT uzmanına nasıl oluyor da yakıştıramamasını halen anlayabilmiş değilim. İngiltere’de freelance iş yapan IT uzmanlarının yılda ortalama 100 bin sterlin kazandığını, bizzat İngiltere Maliyesi beyan ediyor. Dolayısıyla vize memurunun hangi akılla ayda 2000 sterlin gibi sıradan insanların bile az gördüğü bir geliri, bir IT uzmanına çok gördüğünü, ve bu rakamı hangi gerekçelerle gerçekçi görmediğini çok merak ediyorum. Acaba bu memur, asgari ücretin ayda 12 dolar olduğu Mali Cumhuriyeti’nde mi yaşıyor diye soramadan edemiyor insan.

Daha da garibi, malum memurumuz müvekkilimizin iş planının derinlemesine bilgi içermediğini ve bu anlamda yetersiz olduğunu iddia ediyor. Oysa 1971 göçmenlik yasasının temel alındığı Ankara Anlaşmasında, bırakın derinlemesine iş planını, yüzeysel anlamda dahi iş planı hazırlamak zorunlu değil. (Ayrıca, iş planının memurunun iddiasının aksine derinlemesine bilgi içerdiğini ve daha da derin bir raporun hazırlanmasının teknik olarak imkansız olduğunu belirtmem gerekiyor).

Müvekkilimizin başvurusu red edildiğinde, mahkemede açacağımız itiraz davasının çok kolay olacağını düşünüyordum. Ancak yanılmışım. Bu kadar kolay bir dosyanın, hem home office avukatları hem de iki farklı birinci düzey mahkeme hakimlerince arap saçına döndürüleceğini öngöremedim. Tabii, olayların bu kadar uzamasında müvekkilizin de hatası vardı, kendisine bizzat mahkemeye giderek sözlü duruşmaya katılmasını tavsiye etmeme rağmen, kendisi yazılı duruşmada ısrar etti. Yazılı savunmada (paper hearing) mahkeme hakimi tarafları sözlü dinlemeden, her iki tarafın yazılı savunmalarını okuyarak karar veriyor. Davaya bakan mahkeme hakimi, aynı akıllara durgunluk verecek kararları haklı bularak vize itiraz davamızı red etti. Sadece ret etmekle de kalmadı, hakim gerekçelere bir de, müvekkilimizin garanti müşterisi olmadığını, dolayısıyla kuracağı işten garanti para kazanmasının söz konusu olmadığını ekleyerek, durumu daha da karıştırıp işin içinden çıkılmaz hale getirdi.

(Evet doğru okudunuz. Hakim, garanti müşteriden bahsediyor.)

Üst mahkemeye gitmek için yaptığımız izin başvurusuna bakan bir başka birinci düzey hakim de, yine aynı gerekçelerde ısrar ederek, başvuruyu bir kez daha ret etti.

Türk atasözü, bir deli kuyuya taş atmış kırk akıllı çıkaramamış sözü bir kez daha doğru çıkıyordu.

Ancak, dosyasına inanan bir uzman olarak, müvekkilimizin hakkını sonuna kadar kovalamakta kararlıydım. Hukuki mucadeleyi, ara mahkemeyi atlayarak direk üst düzey mahkemeye (Upper Tribunal) taşıdım. Çok şükür ki, üst mahkemede davaya bakan hakim, vize memurunun ve birinci düzey mahkeme hakimlerinin tüm gerekçelerini iptal ederek, davanın yeniden görülmesine karar verdi. Hakimin karar gerekçesinde yazan ilginç notları şu şekilde özetleyebilirim:

1- Öncelikle hakim, ilk dava hakiminin kendi başına ürettiği GARANTİ müşteri ilkesini çok saçma bulduğunu çünkü serbest piyasada bunun olamayacağını, üstelik işe henüz başlamamış birinden Garanti müşteri bulmasını beklemenin akılla bağdaşmadığı belirtti.

2- 1973’teki göçmenlik yasasında, kendi işini kurmak isteyenlerde Business Plan yani iş planı hazırlamalarının gerekmediğini bu nedenle, vize memurunun detaylı analiz yapılmadığı yönündeki gerekçeyi anlamsız bulduğunu açıkladı. Ek olarak, müvekkilimizin iş planının yetersiz olduğu ve detaylı analiz yapılmadığı yönündeki eleştiriye kapılmadığını, tam aksine planın fazlasıyla detay içerdiğini düşündüğünü belirtti.

3- Ayda ortalama 2000 sterlini temizlik işçileri bile kazanırken, IT uzmanlarına bu paranın az bulunmasını hayretle karşıladığını belirtti.

4- İngiltere’nin IT uzmanına ihtiyaç duymadığı fikrine, savunmamızda da belirttiği üzere İngiliz Başbakanının açıklamalarına dayanarak katılmadığını belirtti.

Yüksek mahkeme hakimi, davaya ilk bakan hakimin yeniden bu davaya bakmasını yasaklayarak, bir başka hakimin davayı yeniden incelemesini ve yeni bir karar vermesini emretti. Bu emirden 2 ay kadar sonra, ilk düzey mahkemede bir başka hakimin baktığı dava sadece 5 dakika sürdü ve müvekkilimize soru dahi sorulmadan dava müvekkilimiz lehine olumlu sonuçlandı.

Olan, tabii her zamanki gibi müvekkilimize oldu. Geciken adalet, adalet değildir. Elindeki gücü mantıksız hayali gerekçelerle kötüye kullanan vize memuru yüzünden müvekkilimiz tam 2 yılını kaybetti. 26 yaşında bir genç için 2 yıl gerçekten çok önemli. Bu kaybolan 2 yılın hesabını, vize memuru acaba nasıl verebilecek? Daha da ötesi, önündeki dosyayı alelacele inceleyip bu akıldışılığa ortak olan birinci düzey hakimlere ve Home Office’deki amir düzeyindeki memurlara ne demeli?

 


Vizesiz Dünya

Vizesiz Dünya, İngiltere Göçmenlik Kanunu'nda olan değişiklikleri, vizelerde yaşanılan sorunları ve haksızlıkları, mahkeme kararlarını burada bilgisayar ekranlarına taşıyor.

%d blogcu bunu beğendi: