Home Office’de skandal ötesi rezalet

Vizesiz Dünya tarafından tarihinde yayınlandı

2078304297_f94d0959be_b-660x438Bakanlığın kasıtlı yanlış kararlarla red verip şanslarını denedikleri bilgisini daha önce paylaşmıştım. Ancak geçtiğimiz ay rastlantı eseri elime gelen ve Ankara Antlaşması dosyalarına bakan memurlara gönderilen bir memo (kurum içi gizli yazışma) olayın artık skandaldan öteye, adeta rezillik düzeyine geçtiğini kanıtladı. Memo elime geçtiğinde, okuduklarıma inanamadım, yüz kızartıcı talimatların olduğu memo, Home Office’in insan hayatıyla nasıl alay ettiğinin resmi bir belgesi olarak, belki de yıllarca zihnimde ve bilgisayarımda kayıtlı olarak kalacak.

Memo, Home Office içinde bir memurdan başka bir memura yazılmış talimatı içeriyor. Ankara Anlaşması ile ülkede 4 yılını tamamladıktan sonra, süresiz oturum iznine başvuran bir bayanın kaderi bu memo ile çiziliyor. Adı bende gizli bu bayan arkadaşımız, aracı veya avukat kullanmadan kendi başına vizeye başvuruyor. Bu başvuru için gereken her evrağı büyük bir titizlikle hazırlıyor ve bunları başvuru formuyla birlikte gönderiliyor. Buraya kadar her şey normal.

Tuhaflıklar, başvuruyu yapan bayanın vize merkezine mülakat için çağrılmasıyla başlıyor. Sonradan anlaşılıyor ki bu arkadaşın dosyası, Home Office dahilinde Ankara Anlaşması işlemlerine bakan ekipteki en acımasız memura düşmüş. Mülakat son derece sert ve moral bozucu bir havada geçiyor. Memur sorduğu soruların cevaplarını doğru düzgün dinlemeye tenezzül dahi etmeden, tepeden bakan ve kaba tavırlarla başvuranın mülakatını(!) yapıyor. Mülakat sonrası başvuran kişiye, dosyasına kararın 1 hafta içinde verileceği söyleniyor ve gerçekten de 1 hafta sonra dosyası red mektubuyla birlikte kendisine iade ediliyor. Bin bir sıkıntı ile geçen 4 yıllık bekleme sonrasında, dosyasının çok iyi olduğu inancıyla süresiz oturum iznini kolaylıkla alabileceğini düşünürken, başvurusuna red alması bu arkadaşımızın bütün umutlarını ve hayatını alt üst ediyor.

Red kararını eline alır almaz, tek başına destek almadan başvurmuş olmasının üzüntüsüyle beni telefonla arayarak acil yardım istiyor ve red kararına karşı açılacak itiraz davasında (appeal) kendisini mahkemede temsil etmemi istiyor. Aşırı iş yoğunluğum nedeniyle, o anda dosyayı alamayacağımı belirtmek zorunda kaldım ancak fikir verebilmem için red yazısını ve bakanlıktan gelen dökümanları bana göndermesini istedim. İşte bu anda, başvuruyu yapan arkadaşın kendisine Home Office’den gelen tüm belgeleri bana gönderdiğinde, acımasızlığı ile ünlü, insanların hayatlarını alt üst ederken adeta zevk alırcasına işlem yapan bakanlık memurunun, yanlışlıkla kendi memosunu da dosyayla birlikte başvuran kişiye gönderdiğini anladım. Kader, sanki bu memuru cezalandırmak ve yüzünü kızartmak istiyor ki, memura böyle büyük bir hatayı yaptırıyor.

Lafı uzatmayacağım, ilgili memo, dosyaya bakan memur tarafından, başvuran kişiyi mülakat edecek bir başka memura yazılan talepleri içeriyor. İçeriğinde, kısaca başvuran kişinin durumunun REFUSAL MEETING de, yani Red Toplantısında değerlendirildiği, kendisine red verileceği, ama güçlü red gerekçeleri üretilebilmesi için sağlam soruların sorulması gerektiği mülakatı yapacak memurdan isteniyor. Yani türkçe meali ile aynen şu söyleniyor:

Bu arkadaşa biz red vermeyi kararlaştırdık, ama bu reddimizi elimize yüzümüze bulaştırmadan güçlü gerekçelerle vermek için, mülakatın dikkatlice yapılması ve bilemeyeceği soruların sorulması ricasıyla….

Düşünebiliyor musunuz? Binbir umutla vize alabileceği hayali ile günlerce mülakat heyecanıyla kendini mülakata hazırlayan bu arkadaşımızın idam fermanı çoktan verilmiş. Kendisine daha güçlü nedenlerle red verebilmek için mülakata çağrılıyor.  Onca heyecanı, çabası, çırpınması boşuna. Memurun önüne ne tür evrak veya delil koyacaksa koysun, sorulara nasıl bir cevap verecekse versin, zaten red kararı çoktan verilmiş.

Bu belge, Home Offıce için yüzkarasıdır. Memurların, insanların hayatlarıyla nasıl alay ettiklerinin resmi bir belgesidir. Ankara Anlaşmaası ekibi içinde, verdiği red kararlarıyla ün yapan memurun, acımasızlığının ve önyargılı kararlar verdiğinin resmen tescilidir.

Kendimi  bir an bu arkadaşın yerine koymadan edemedim. Yüzlerce kilometre yol katederek, ikamet ettiği şehirden, Ankara Anlaşması vizelerinin bakıldığı Sheffield’e, elinde koca koca dosyalarla gitmesini ve mülakatı yapan memurun önünde, kendini ispat edebilmek için faydasız çırpınmalarını tahmin edebiliyorum.

Zaman darlığından ve elimdeki dosya yükünden dolayı bu red gerekçesine karşı açılacak davayı şahsen ben alamadım, ancak almış olabilmeyi çok isterdim. Ankara Anlaşması vizelerinde, başvuranların kabusu haline gelen malum memuru, şimdiye kadar bir çok mahkemede yenilgiye uğratmıştım ancak bu davada, onu savunacak bakanlık avukatının yüz halini görmek, yenilgilerini utanç içinde tatmalarına şahit olmak isterdim. Davayı ben alamadım, ancak umarım davayı alan kişi kimse, bu zevki fazlasıyla tatar.

Güya yasalara ve kurallara uygun karar vermekle yükümlü olan Home Office’in bu tür bir yaklaşımla başvuruları sonuçlandırmayı amaçlıyor olması kendileri için utanç verici olmasının da ötesinde gerçek bir skandal, hatta daha da ötesi rezalettir. Daha önce de pek çok kez belirttiğim gibi göçmenlere karşı artık neredeyse hiç tolerans göstermemeye başlayan devlet politikası, memur düzeyine indiğinde artık tamamen acımasızlaşıyor ve insanların aile hayatları kolaylıkla karatılabiliyor.


Vizesiz Dünya

Vizesiz Dünya, İngiltere Göçmenlik Kanunu'nda olan değişiklikleri, vizelerde yaşanılan sorunları ve haksızlıkları, mahkeme kararlarını burada bilgisayar ekranlarına taşıyor.

%d blogcu bunu beğendi: