Temyizli vize mi yoksa temyizsiz vize mi?

Vizesiz Dünya tarafından tarihinde yayınlandı

temyizli-vize

Aracı kullanmadan kendi başına Ankara Antlaşması üzerinden süresiz oturum iznine başvurup red alan bir müvekkilimiz adına, geçen ay Home Office’e karşı dava açtım. Dava sonrası olanlara geçmeden önce, kısaca müvekkilimizin durumunu açıklamak istiyorum.

Müvekkilimizden izin almadan isim veremiyorum ancak kendisi Güney İngiltere’de kendisine ait bir kafeyi 4 yıldır işletiyor. Biliyorsunuz Ankara Antlaşmasında şahıslar 4. yılını doldurduğu zaman süresiz oturum iznine başvurma hakkına sahip. Müvekkilimiz de bu kural gereğince, başvuru evraklarını eksiksiz olarak Home Office’e gönderiyor.

Dosyası 5 ay sonra incelenmeye alınıyor ve dosyaya bakan memur, müvekkilimizden ek evrak istiyor. İstenilen ek evraklar arasında, işyerinin sahibi olduğunu ispatlayan tapu da var. Müvekkilimiz, daha önce hayatında hiç İngiliz tapusu görmediği için,  elinde tapu idaresi ile ilgili olan tüm evrakları toparlayıp dosyayı inceleyen vize memuruna gönderiyor. Gönderilen evraklar arasında, tapunun bizzat kendisi yok ancak tapunun var olduğunu gösteren tapu işleminin yapıldığını bildiren avukat yazısı, satış sözleşmesi ve satış bedelinin banka ile yapıldığını gösteren banka belgeleri mevcut. Yani tapu yok ama tapunun var olduğunu ispatlayan diğer belgeler var.

Ek evrak istenmesinden 2 hafta sonra, müvekkilimize dosya memuru red veriyor.

Red gerekçesi çok basit, özetlemek gerekirse, memur red yazısında şunu söylüyor: “Ek evrak olarak bana Tapu belgesini göndermedin. Bu durumda, işyeri mülkiyetinin sana ait olmadığı anlaşılıyor. İşyeri sana ait olmadığı için, kendi işini yapmıyor, bir başkası adına çalıştığın kanısına varıyorum ve vizeni red ediyorum. (Mahkemeye gitmez isen) 21 gün içinde ülkeden ayrılman gerekiyor. Aksi halde zorla sınırdışı edileceksin“.

Ankara Anlaşması ile çileli 4 yıl geçiren ve bu süre boyunca işini yapan, tüm vergilerini ödeyen ve 2 tane de eleman istihdam eden biri için verilen red kararı son derece üzücü ve çok acı bir durum.

Müvekkilin red kararını eline aldığında, uğradığı haksızlıktan ötürü yaşadığı psikolojik durumu tahmin etmek zor değil. Beni yetkilendirmek için firmamıza geldiğinde, gözleri üzüntüden ve uykusuzluktan kıpkırmızıydı ve ayakta zorlukta duruyordu.

Düşünün bir kere. Gerçekten işinizi yapıyor, verginizi ödüyor, üstüne İngiliz eleman da istihdam ediyorsunuz. Evraklarınızda ve yaptığınız işte hiç bir sahtekarlık yok. 4 yıl süreyle işinizi gerçekten icra etmişşiniz, 1973’teki göçmenlik yasasına dayanarak, süresiz oturum iznini siz almayacaksınız da kim alacak?

Vize memurunun, tam bir işgüzarlık yaptığını ve saçma bir red kararı verdiğini tartışmamıza gerek dahi yok. Tapu göndermediğin için red veriyorum demek ne demek ? Bunca yıllık meslek hayatımda çok saçma kararlar gördüm, ancak bu kararı, işe yeni başlayan ve göçmenlik yasasından bi haber olan bir aceminin bile vereceğini zannetmiyorum.

Bir insanın hayatını ilgilendiren çok ciddi bir başvuruda, dosyaya bakan memurun, evraklar arasında sadece tapu olmadığını söylemesi, acemelik değil, doğrudan art niyet olarak sorgulanmalı ve bu memur, bana göre, idari ceza almalıdır. Memurun elinde, başvuru yapan kişinin her türlü finansal dökümanı, ödediği vergiler, çalıştırdığı işçilerinin belgeleri, işyerini 15 yıl süreyle lease olarak kiraladığı, lease sözleşmesi ve lease satın alma belgesi ve avukattan satışın tamamlandığını bildiren resmi yazıların tamamı olmasına rağmen, sadece tapunun eksikliğini mazaret göstererek red vermesi, doğrudan art niyetli olduğunu gösteriyor. O vize memuruna sormak gerekiyor; bir insan, vizeye başvururken avukat veya danışman tutmak zorunda değil, insanları sahipsiz bulup, hayatını karartma hakkını kendinde nasıl bulabilirsin?

Eğer illaki lease anlaşmasının tapudaki kaydını görmek istiyorsan, devletin tüm olanakları bakanlık memuru olarak senin elinin altında. 2 bilgisayar tuşu ile bu bilgilere hemen ulaşabilirsin. Sadece adı geçen işyerinin şu anda kime ait olduğunu ve tapu dairesindeki kayıtları değil, o binanın serecesine ve inşaatinde kullanılan harçlarına kadar istediğin herşeyi kolaylıkla görebilirsin. Bütün bunları yapmak işine gelmiyor, direkt red verip, genç bir insanın hayatını karartmayı içine sindirebiliyorsun değil mi?

Müvekkilimizin vizesini temyiz yoluyla almak için temyiz mahkemesine başvurduk… Aynı zamanda bu işgüzar memurun, böylesine saçma ve gereksiz bir kararla gereksiz yere mahkemeyi meşgul ettiği ve vergi verenlere gereksiz yük olarak devleti zarara uğrattığı için mahkeme hakiminin iyi niyetini de kulaklarına küpe edeceğini düşünmeden de edemedik.

Davayı açmamızın üzerinden sadece 3 hafta geçmişken yukarıda açıkladığım dosya memuru, telefonla arayarak davayı geri çekmemiz durumunda, vizeyi onaylayacağını söyledi. Dikkatinizi çekmek istiyorum. Resmi bir yazı ile değil, telefonla davayı geri çekmemizi istiyor. Memura kibarca, elimizde resmi bir belge olmadığı için, kararı geri çektiğimizde, ileride olacak bir sorunda vizeyi onaylamaması durumunda müvekkilimizin hiç bir dayanağı olmayacağı için sınırdışı edileceğini, bu yüzden davayı geri çekemeyeceğimizi bildirdim. Memurdan, davayı bizim geri çekmemiz yerine, kendisinin kararını geri çekmesini rica ettim, bu durumda, zaten dava düşeceği için kendisinin dosyayı yeniden inceleme fırsatı olacağını ilettim.

Bu konuşmamızdan sonra belliki memur; dosya mahkemeye taşındığında yapılacak gereksiz harcamaları, kendi departmanı içinde düşeceği durumu ve mahkeme hakiminin karara işleyebileceği dokundurmaları göz önünde bulundurmuş olacak ki, telefon görüşmesinden 1 hafta sonra geri adım attı ve müvekkilimizin vizesini onayladı…

Yazımın başında da söylediğim gibi temyizli vize mi yoksa temyizsiz vize mi? İşte bütün mesele bu…


Vizesiz Dünya

Vizesiz Dünya, İngiltere Göçmenlik Kanunu'nda olan değişiklikleri, vizelerde yaşanılan sorunları ve haksızlıkları, mahkeme kararlarını burada bilgisayar ekranlarına taşıyor.

%d blogcu bunu beğendi: