Yüksek cirolu işleri yapanların vize işlemleri daha zor

Vizesiz Dünya tarafından tarihinde yayınlandı

Bir göçmenlik hukukçusu veya vize danışmanı için Ankara Anlaşması vizesi gerçekten çok zor bir vize türüdür. Diğer vizelerde çoğunlukla puanlama tabanlı inceleme yapıldığı için, vize işleminin sonucu daha başvuru yapılmadan üç aşağı beş yukarı bellidir. Vize memurları, (mesleki kariyerlerini bitirmeye niyeti değillerse), puanlama tabanlı sistemde, insiyatif kullanmak yerine, kanunun emrettiği hükümleri yerine getirmek zorundadır.

Ancak, Ankara Anlaşmasında durum çok farklı. Kime vize verileceği veya verilmeyeceği, 1971 sayılı göçmenlik yasasında (ki bu yasa 1973’te İngiltere Avrupa Topluluğu’na girdiğinde geçerliydi) çok açık olarak yer almıyor. Sadece bir A4 sayfasına sığan, 1971 İşveren Vizesi kurallarında, biz hukukçular müvekkillerimize nasıl vize alabileceğimiz üzerine kafa yorarken, bakanlık avukatları da vizenin nasıl verilmeyeceği konusunda kafa yoruyorlar. Hemen her yıl veya iki yılda bir, gittikçe zorlaştırdıkları yeni bir rehber hazırlıyor ve vize memurlarından hazırladıkları bu rehbere göre karar vermelerini istiyorlar.

İşveren vizesi kurallarını belirleyen 1971 sayılı kanun, o kadar kısa ki, kanun metninde kullanılan her kelime, virgülü ve noktasına kadar çok büyük önem taşıyor. Bakanlık Avukatları ile Ankara Anlaşmasına başvuranların avukatları arasında başlayan ve falanca metinde kullanılan virgül ile aslında şu kastediliyor veya bu metin aslında şu anlama geliyor gibi uzayan tartışmalar mahkemeye taşınmak zorunda kalıyor.

Bakılması gereken kurallar sadece 1971 sayılı göçmenlik kanunuyla sınırlı değil. Aynı zamanda 1973’teki bakanlık uygulamalarına da bakılıyor. Yani İngiltere’de iş kurmak isteyenler, 1973’te nasıl başvuruyorlardı? Onlarda ne tür evraklar isteniyordu? Vize hangi koşullarda, ne kadar süreyle veriliyordu? Başvuru ücreti ne kadardı? Bütün bunlar araştırılıp, ilgili kanun yorumlanmaya çalışılıyor ve tartışmalar uzadıkça uzuyor.

İşin açıkçası, 1973’te yürürlükte olan kanuna göre, bundan 40 yıl önce İngiltere’de iş kurmak isteyenler bir dilekçe ile başvuruyor ve yapmayı düşündükleri işin niteliğini ve o işe yatıracakları sermayeyi açıklayıp izin talebinde bulunuyorlardı. Ancak, Bakanlık günümüzde Ankara Anlaşmasına başvuranlara pek de sıcak bakmadığı için, akla hayale sığmayan evraklar talep edebiliyor.

Bakanlık Avukatlarının hazırladığı iç hizmet rehberi, fazla sermaye gerektirmeyen temizlikçilik, bakıcılık, tamircilik gibi basit iş türlerini engellemeye yönelik olarak hazırlandığı için, yüksek sermayeli ve gerçek işlerde ciddi sıkıntılara neden oluyor. Örneğin, evlere temizliğe giderek iş yapanların vize alması, İngiltere’de fabrika kuracak olanlara göre çok daha kolay. Neden? Çünkü, Ankara Anlaşmasına yapılan başvuruların %90’dan fazlası, basit iş dallarından oluşuyor ve bakanlık tüm dikkatini bu basit işleri engellemek amacıyla hazırladığı rehbere veriyor.

Örneğin, 1973 göçmenlik yasasında, işveren vizesiyle ilk bir yılını tamamlayıp, uzatma başvurusunda bulunanlar için şöyle bir ibare var: “Başvuran kişinin iş yaptığına dair ibareler varsa vizesi onaylanır”.

Bu cümleden siz ne anlıyorsanız, diğerleri de aynı şeyi anlıyor. Ancak ortada bir sorun var: Bir insanın iş yaptığının ibaresi nasıl olabilir?

Buna, Bakanlık avukatları çözüm bulmuş bile: Yayınladıkları rehberde, vize memuruna bu tek cümleyi, 3 sayfada uzun uzun anlatıyorlar. Bir insanın iş yaptığının göstergesi olacak şeyler şunlardır diyor ve açıklıyor:

……. mesela kartvizit hazırlamışsa….

Evet doğru, kartviziti olmayan bir firma olabilir mi? Olabilir ama Türk İşveren vizesi ile bulunanlarda olmamalı. Bunu ben demiyorum, bakanlık avukatlarının hazırladığı rehber söylüyor.

Başka ne diyor?

…… işini kurmak ve gerekleri yerine getirmek için masraf yapmışsa….

Gerçekten iş kuran bir insanın öyle veya böyle masraf yapması gerekiyor mu? Herkesin yapması gerekmiyor, örneğin, ithalat komisyoncusu ise, yapacağınız tek masraf, 2 telefon görüşmesinden ibaret olacaktır ve paranızı alıcı veya satıcıyı tanıştırarak, bunların yapacakları ticaretten komisyon alarak kazanacaksınız.

Ancak, eğer İngiltere’de ankara anlaşması ile kalıyorsanız, komisyoncu bile olsanız masraf yapmanız gerekiyor, yoksa vizenizi alamazsınız diyor bakanlık avukatları. Hiç masraf yapmanız gerekmiyorsa bile, masraf yapmak zorunda bırakılıyorsunuz. Gereksiz de olsa kartvizit bastırıp, web sayfası yaptırmak ve gazetelerde veya internette reklam vermek durumundasınız.

Bitmedi, dahası var. Bakanlık avukatlarının hazırladığı, aynı rehber, bir insanın iş kurduğunun emaresi olarak bir çok şeyi saydıktan sonra, vize memuruna inisiyatif veriyor ve “başka düşünebileceğiniz diğer işaretlere dikkat edin” diyor. Yani benim, senin veya bir başkasının düşünemeyeceğini vize memuru düşünüyor ise, ne yaparsanız yapın vizenizi red etme hakkını kendinde buluyor? Bunu kartvizit bastırıp, web sayfası hazırlasanız da yapabiliyor. Onlarca gerekliliği yerine getirseniz dahi, eğer memurun kafasında şekillenen emarelerden birini sağlayamazsanız yandınız. Peki memur, nereden bu hakkı alıyor, kanundan mı? Hayır, bakanlık avukatlarının hazırladığı rehberden.

Her nedense, Bakanlık avukatlarının neredeyse hiçbirinin aklına, ne kadar vergi ödemiş, ne tür işleri yapmış, ne hizmetler vermiş gibi soruların sorulmasını istemek gelmemiş. Örneğin, 1 milyon sterlin ciro yapıp, 200 bin sterlin vergi ödemiş bile olsanız, eğer işinizle ilgili masraf yapmamışsanız, vize memuru, kendisine verilen rehbere göre, vizenizi red edecektir. Öte yandan, işinizle ilgili masraflarınızı yapmış ve yılda bir kaç yüz sterlin vergi ödemişseniz, vizenizi alabiliyorsunuz. Bir başka ifadeyle, yılda bir kaç yüz bin sterlin vergi ödeyen vize alamayabilirken, sadece bir kaç yüz sterlin vergi ödeyen vize alabiliyor. Ve ben bu durumu müvekkillerime açıklamakta ciddi ciddi zorluklar yaşıyorum. “Kelimeler kifayetsiz kalıyor” diyen şairden pek farkım kalmıyor.

Aslında saçmalıklarla dolu bu rehberin, mahkemelerde hiç bir anlam ifade etmeyeceğini, ya da etmemesi gerektiğini Ankara Anlaşması vizesini iyi kötü yapan her hukukçu bilir. (Ya da bilmesi gerekir).

O zaman neden bu kadar rehberin gereklerini yerine getirmek için uğraşıyorum?

Çünkü, müvekkillerime mahkeme stresi yaşatmadan ve işlemlerini uzatmadan vizelerini almak istiyorum. Her memur farklı inisiyatif uyguladığı için, müvekkilimin dosyasında bir memurun ne düşünebileceğini ve rehbere dayanarak neler isteyebileceğini önceden öngörüp başvurularını yapmaya çalışıyorum.

İşte sorunlar da burada başlıyor.

Müvekkilerime, dosyada eksik evrak olduğunu söylediğimde, bana “falanca arkadaşım aynı dosyayla vizesini aldı” diyerek itiraz edenler çıkıyor. Tabii, Ankara Anlaşmasına bakan ekibin tek bir kişiden oluşmadığını, her memurun dosyaya farklı gözle baktığını, hatta benzer dosyalara bakan aynı memurun farklı kararlar verebildiğini, başvuruyu risk etmemek için bahsedilen rehbere göre başvuruyu hazırlamamız gerektiğini anlatana ve müvekkilimi ikna edene kadar bazen göbeğim çatlıyor.

Daha da kötüsü, çok ciddi boyutlarda iş yapan ve yüklü vergiler ödeyen müvekkillerime, dosyalarının yetersiz olduğunu söylediğimde, olmadık tepkilerle de karşılaşabiliyorum. Düşünsenize, havacılık sektöründe faaliyette bulunan firmanız var, sadece telefon görüşmeleri yaparak, Türkiye’ye milyon sterlinlik 6 helikopter satışına aracılık yapmışsınız ancak evlere temizlik için giden biri sizden çok daha kolay ve çok daha az evrak hazırlayarak vize alabiliyor, ama siz alamıyorsunuz. Bu işadamının yerine siz olsanız, bunu içinize nasıl sindirebilirsiniz?

Daha geçen hafta, İngiltere’de ilk yılını tamamlayıp, 3 yıllık vize başvurusunda bulunmak üzere dosyasını bana teslim eden müvekkilim, (aynı zamanda arkadaşım olur) kendisi ve ailesi için hazırladığı dosyayı zaman kaybetmeksizin bakanlığa göndermemi rica etmişti. Dosyayı incelediğimde, 52 sterlin tutarında telefon masrafı dışında hiç bir masraf yapmadığını gördüm, bir kartvizit bile hazırlamamıştı. Kendisine vize almasının çok riskli olduğunu,  vize memurunun rehberde yazılan klasik gerekçeleri kullanarak başvuruyu red edebileceğini söylediğimde, arkadaşım olan müvekkilim, aramızdaki samimiyete rağmen çok sinirlendi ve bana ansızın sitemle karışık bağırmaya başladı ki, inanın korktum. Allahtan telefonda bunu konuşuyorduk, gazabından ucuz kurtuldum. Eğer yüzyüze konuşarak düşüncelerimi söylemiş olsaydım, büyük ihtimalle önümüzdeki 2 ayı hastanede geçireceğim için sizlere bu satırları yazıyor olamayacaktım.

Arkadaşımın hiddetini kesinlikle anlıyorum, çünkü, İngiltere-Türkiye arasında yatırım yapmak isteyen işadamlarına danışmanlık yaparak vizesinin ilk yılında toplam 12 milyon sterlinlik iş aktine imza atılmasına aracılık yapmış ve 200 bin sterlin komiyon almış. Aldığı komisyona göre de, yaklaşık 70 bin sterlin vergi ödemesi olacak.

Düşünebiliyor musunuz? Yaptığınız yüksek ciroya ve ödeyeceğiniz son derece yüksek vergiye rağmen, vizenizin kabul edilmeyeceğini söyleyen hukukçu, arkadaşınız bile olsa, sanırım onu orada bir kaşık suda boğarsınız.

Ancak ben yine de, rehberde bahsedilen kurallara uyarak, Bakanlığın fazla dikkati çekmeden vize almayı tercih ediyorum. Sonuçta, vize memuru, bir papağan gibi kendine söylenenleri yaptığı için durumu zorlaştırıp, müvekkillerimin mahkeme stresini yaşamalarına gerek olmadığını düşünüyorum.

Basit işleri yapanların, az sayıda ve basit evrak hazırlayarak vizelerini almış olmaları kafanızı karıştırmasın. Herkesin durumu kendine özeldir ve yaptığınız iş ne kadar büyük ise, o kadar fazla evrak hazırlamak zorunda kaldığınızı lütfen unutmayın.


Vizesiz Dünya

Vizesiz Dünya, İngiltere Göçmenlik Kanunu'nda olan değişiklikleri, vizelerde yaşanılan sorunları ve haksızlıkları, mahkeme kararlarını burada bilgisayar ekranlarına taşıyor.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: